WHEN THEY SEE US: IRKÇILIĞIN EN YALIN HALİ

Dikkat: Bu dizi ırkçılığı en sert haliyle (yani gerçek bir hikaye ile) gösteren yapımlardan biridir ve bünyede yumruk yemiş hissi yaratmaktadır.

19 Nisan 1989 tarihinde kalabalık bir grup Central Park’da eğlenmeye çıkar. Büyük bir kısmı siyahi gençlerden oluşan bu grup, ilerleyen saatlerde eğlencenin dozunu arttırarak çevrede (beyazlarda) rahatsızlığa sebep olur. Dolayısıyla polis bu grubu dağıtır ve bir kısmını da gözaltına alır. Aynı gece Central Park’da bir tecavüz olayı gerçekleşir. Üstelik tecavüze uğrayan Trisha Ellen Meili, ağır bir şekilde darp edilmiştir.

Polis bu iki olayı anında birleştirerek başka fail bile aramaya gerek duymadan gözaltındaki gençleri sorgulamaya başlıyor. Yemek bile verilmeden 40 saati geçen sorguların ardından biri 16 diğerleri 14 yaşlarında olan 5 “çocuk” işlemedikleri bir suçu zorla itiraf ediyorlar. Mahkeme sürecinin ardından da 13 ile 16 yıl arası hapis cezasına çarptırılıyorlar.

Netflix’in en kalburüstü yapımları arasına giren bu 4 bölümlük mini dizi, tarihin ve gerçeklerin kurgudan çok daha korkutucu olabileceğini bir kez daha gösteriyor. 89 yılında tüm dünyanın takip ettiği Central Park davasını ilk kez tüm yönleri ile bir belgeselden bile daha başarılı bir şekilde aktaran When They See Us, izlemesi oldukça zor bir yapım, bunu en başta söylemeliyim. Ancak geçenlerde tekrar alevlenen ırkçılık tartışmalarına farklı ve tarihi bir boyuttan bakmanızı sağlayacak bu diziyi de mutlaka izlemeniz gerek.

Dizi, olayın geçtiği günden başlıyor ve son derece normal bir günmüş gibi ilerliyor. Bu süreçte haksızlığa uğrayacak çocukların hayatlarına kısa da olsa bir bakış atma şansımız oluyor. Bunun önemli olmasının sebebi ise bir gecede değişecek olan hayatlarının bir daha asla normale dönemeyecek olması. Dolayısıyla bu anların, son masum zamanları olduğunu bilmek size en başta bir ağırlık yüklüyor. Olayın olduğu gece ise ırkçı bir toplumda yaşamanın dikkatli davranılmasına ne kadar bağlı olduğu açıkça gösteriliyor. Zira yapılacak herhangi bir göze batan eylem normalin 10 katı tepki alıyor bu durumda. Şöyle düşünün; eğer orada eğlenen gençler beyaz olsaydı, şüpheli olarak tutuklanmaları bir yana en başında polise başvurulacak kadar tepki çekerler miydi sizce?

Bu bağlamda ırkçılığı eylem üzerinde görmeden önce dizi, bize bu ortamda yaşamanın nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu göstererek farklı bir bakış sağlıyor. Bu bağlamda da suçun üzerilerine yıkıldığı kişilerin çocuk olmasının aslında sürpriz değil doğal bir sonuç olduğu vurgulanıyor. Çünkü çocuklar henüz bu yaşam tecrübesine sahip değiller ve göze batmanın ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyorlar. Herhangi bir ters hareketinizde hapse girebilirsiniz; ırkçı bir toplumda yaşamak işte böyle bir şey. Sanırım ABD’de hapse girenlerin neden büyük bir kısmının siyahi olduğunu da böylece cevaplamış oldum.

Olayın ardından çocuklar hemen şüpheli olarak görülüyorlar ve direkt sorguya alınıyorlar. Bu noktada amaç ne olursa olsun suçu kabul ettirmek. Öyle ki 40 saati aşan sorguda onlara yemek bile verilmiyor ve iş, “şu kağıdı imzala da bir an önce evine git” yalanına kadar geliyor. Polis başka şüpheli aramaya bile yeltenmiyor çünkü onlar küçük vahşi maymunlar ve suçlu da başkası olamaz. Sonuç olarak da çocukları kırmayı ve ifade almayı başarıyorlar. Dizi bize bu süreci son derece vurucu bir şekilde aktarıyor ve nefretin boyutunu da yavaş yavaş göstermeye başlıyor.

İfadelerin ardından iş mahkemeye sevk ediliyor ve doğal olarak da medyaya yansıyor. Hikayeyi bu noktaya kadar anlatmamın sebebi, dizinin bunu bilinçli bir şekilde kademe kademe yansıttığını göstermekti. Önce dönemin ırkçı toplumunu ve orada siyahi olarak yaşamanın ne kadar tehlikeli olduğunu gösteriyor. Sonra da dikkatli olunmazsa nasıl bir nefret ve şiddet dalgasıyla karşılaşılacağını gözler önüne seriyor. Medyaya yansımasıyla da nefret dalgası tüm ülkeye yayılıyor. Kimse durup çocukların gerçekten suçlu olup olmadığını sormuyor onun yerine siyahilerin toplumu kötü etkilediklerini ve tehlikeli olduklarını savunuyorlar. Karşısındaki azınlık ise ırkçılığa karşı sesini çıkarıyor ve dolayısıyla da olay kültürel bir çatışmaya evriliyor. Çocukları düşünen ve onlara ne olacağını dert edenlerin sayısı ise çok değil.

Tartışmalara pek çok ünlü isim de katılıyor ve kontrol tamamen kaybediliyor. Bunların en dikkat çekeni ise dönemin iş adamlarından birinin televizyonda en ağır ırkçılık tartışmalarını körüklemesi. Hatta daha da ileri giderek 4 büyük gazeteye tam sayfa ilan vererek (yazının sonuna ekledim) idam cezasının tekrar yürürlüğe sokulmasını istemesi. Bu kişinin şuan ABD başkanı olması ise olayı dönem şartlarından bağımsızlaştırıyor. Koyu bir ırkçı olan Trump’ın başkan olması toplumun ne kadar değişmiş olabileceğini sorgulatıyor. Dizi bunu ustaca kullanıyor ve dönemin ırkçılığını bu günün ırkçılığı ile karşılaştırmaya zorluyor.

Diziye geri dönecek olursak tüm bu tartışmaların yanında pek az insanın yaptığını yaparak çocukları önemseyen bir kurguyu benimsiyor. Onu izlemeyi zorlaştıran da bu özelliği zaten; çocukların her seferinde karşılaştıkları nefret sizde bir yumruk yemiş hissi yaratıyor. İnsanların ne kadar acımasız ve duyarsız olabileceği ise yer yer midenizi bulandırabiliyor. Ayrıca oyunculukların ve sinematografinin ciddi anlamda başarılı olması bu sertliğin derecesini hiç yumuşatmıyor.

Biraz fazla yazdım ve kendimi de kaptırıp spoiler verdim galiba ancak bu diziyi izlemeseniz bile tarihi bilmeniz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bugün televizyonda gördüğünüz şiddete şaşırabilirsiniz belki ancak ırkçılığın tarihsel sürecine bakarsanız hiç de şaşırılacak bir şey olmadığını görürsünüz. Zira insanlar mış gibi yapsalar da içlerinde olan nefret hala azımsanacak seviyede değil. Kendisini en gelişmiş ülke olarak addeden amerikanın şuan ki başkanının, çocukları asmak isteyen bir ırkçı olması sanırım bunun en sarsıcı örneklerinden biri.

Bana göre adalet her şeyden önce ona karar verenlerin görüşlerinden bağımsız olmalı ki gerçekten adaletten söz edebilelim. Güzel bir ütopyada belki…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: