Black Mirror İncelemeleri 4. Bölüm: Be Right Back

Yağmurlu bir gecede benzin istasyonunda başlayan bölüm, Martha’nın kocasına kahve alması ve arabaya binmeye çalışmasıyla devam ediyor. Çünkü kocası Ash tam bir teknoloji bağımlısıdır ve telefonuyla oynarken aynı zamanda araç ekranından haberlere de bakmaktadır. Martha arabaya bindiğinde haberlerde yapay beden teknolojisi ile bir gelişme olduğunu duyarız. Bu haber bize içinde bulunduğumuz zamanın gelişim derecesine dair ipucu verse de ilerleyen süreçte çok daha önemli bir boyut kazanacaktır. 

Ertesi gün Ash evden çıkar ve bir trafik kazasında hayatını kaybeder. Dolayısıyla da Martha bu olay karşısında yerle bir olur. Onun üzüntüsünü gören bir arkadaşı ona deneme aşamasındaki bir yazılımı önerir. Bu program kişinin dijital ortamdaki tüm verilerini toplayarak onun bir simülasyonunu üretmektedir. Onun anılarına sahip olan ve tıpkı onun gibi cevaplar veren bir program… Martha’nın ilk tepkisi doğal olarak öfke olur ve hiçbir şeyin onun yerini dolduramayacağını düşünür. Ancak zamanla yalnızlık ve üzüntünün insana neler yaptırabileceğine tanık oluruz. 

Martha programa Ash’in tüm verilerini yükler ve kısa süre içinde bir simülasyon onunla mesajlaşmaya başlar. Buraya kadar olan kısımda son derece insani olaylar karşısında olması gereken doğal davranışlar görürüz. İnsanlar ölür ve geride kalanlar için bu son derece acı verici bir olaydır. Fakat insan en büyük yeteneğini kullanarak acıya da alışır ve bu durumu kabullenir. Kaybettiğiniz birinin tekrar dönmeyeceğini kabullenmek onu unutmak ya da ona ihanet etmek anlamlarına gelmez. Zira ölen kişi artık yoktur ve olan duygular tamamen sizinle alakalıdır. Kendinize ne kadar işkence edeceğiniz ya da duyduğunuz yasın şiddetini ne zaman azaltacağınız size kalmıştır. Doğal süreç bu şekilde işler ve sonunda siz de bir başkasının alışmaya çalışacağı bir kayıp rolünü üstlenirsiniz. 

Ancak bölümün geçtiği dünyada teknoloji insanın ölmesine bile izin vermemekte kararlıdır. Öyle ki hipergerçeklik diyebileceğimiz sanal gerçekliği, otantik gerçeğin önüne geçiren teknoloji, bireyi bu gerçeklikteki varlığı ile değerlendirmektedir. Sanal dünyadaki yansımanız artık tek gerçekliktir ve sizden daha gerçek sayılmaktadır. Aslında hepimiz şuan sanal dünyada kendimizin en iyi halini yaratmaya çalışmakla hayatımızı geçiriyoruz ve yaratılan bu avatarın, tek gerçek olan sanalda kendimizin de en gerçek halimiz olduğuna inandırıyoruz kendimizi. 

Bölüm ilerledikçe teknoloji, tüketim odaklı orijinini tekrar gösteriyor ve güncelleştirmeleri yavaş yavaş veriyor. Mesajlaşmanın yetmediği yerde konuşmaya , onun yetmediği yerde de maddesel gerçekliğe geçiyor. Size ilk olarak hiç talep etmediğiniz arzı veriyor ve sonrasında da yapay bir şekilde oluşan taleplere yeni arzlar ekleyerek size sahip oluyor. Çünkü teknoloji bağımlılığı aslında temelde tüketmeye olan bağımlılığın şekil değiştirmiş halinden başka bir şey değildir. Biz her ne kadar “hayatımızı kolaylaştırıyor” gibi ucuz bir bahanenin arkasına saklanıp teknolojiyi övüyor gibi gözüksek de tek istediğimiz, farklı şeyleri tüketmenin zevkini yaşamak. 

Martha da sonunda bu gerçeğin farkına varmaya başlıyor çünkü ne kadar gerçekçi olursa olsun yapay bir varlık gerçeğinin yerini tutamaz. En azından hala kaybetmemiş olduğumuz gerçeklikte… 

Yapay, belki bizi ele geçirmeye çalışıyormuş gibi gözüküyor olabilir ama bence asıl işlevi (amacı demek saçma olur çünkü) var olan gerçekliği tamamen sanala yansıtıp üzerinde oynanabilir hale getirmek. Bu tamamen gerçekleşirse işte o zaman bizim gerçekliğimiz yok olabilir çünkü gerçeğin kusurlu doğası yapayın mükemmeli için bir tehdittir. Ağır bir cümle gibi gelebilir ancak üzerine biraz düşünürseniz siz de görebilirsiniz. Martha’nın sonunda yapay kocasından rahatsız olup onun gerçek olmadığını düşünmesine yol açan şey ideal oluşu. Çünkü hatalar yapmayan ve mantıksız davranmayan şeyler gerçek olamaz.

Yapay zeka tamamen mantık çerçevesinde var olabilir ve doğal olarak da saçma davranışlarda bulunamaz. İşte bu yüzden insan için oluşturulmaya çalışılan ideal düzenler (yönetim şekilleri, eğitim modelleri, toplum ilişkileri…) işe yaramaz ve hep yenileri üretilmeye devam edilir. Çünkü bu ideal düzenler insanların da ideal olmasına bağlıdır ve insanlar bu konumdan son derece uzaktır. Hatta insanların kusurlarına ve mantıksızlığına dayanan sistemler üretilebilirse onların gerçekten işe yarayacağına inanıyorum. Ancak iş bu noktaya gelmeden mantık ile ilerleyen yapay zeka bizim gibi dengesiz varlıkları ortadan kaldırabilir. 

Konuyu bayağı dağıttım biliyorum ama teknolojinin gerçeğin yerini tutamayacağı mesajının yanında kusurlu gerçeğin neden var olmaya devam etmesi gerektiğini de düşünmenizi istedim. Neden mantığa dayanan yapay zeka yerine biz kusurlu insanlar var olmaya devam etmeliyiz? Bizi biyolojik kısıtlamalardan özgür bırakan bilişsel devrim sayesinde evrimimizi  kültürel bazda sürdürdük ve kısa zaman içinde muazzam bir ilerleme kaydettik. Belki de kültürün getirdiği kısıtlamaların da sanal devrim ile yok olup, yapay zekanın bizim yerimize yola devam etmesinin zamanı gelmiştir. 

Bu ne kadar uzun bir süreçte gerçekleşir bilmiyorum ancak bir süre daha dizideki senaryo yaşanmaya devam edecek gibi gözüküyor. Teknoloji ile içinde bulunduğumuz aşk/nefret ilişkisi yapılabilecek tahminlerin de önünü tıkıyor zaten. Ancak şunu kesin olarak söyleyebilirim ki; gerçeğe alternatif olarak üretilen tüm teknolojik ürünler sonunda tavan arasına atılmaya mahkumdur. Çünkü onlar hiçbir zaman gerçeğin yerini doldurabilecek kadar kusurlu olamazlar. En azından hala kendimize gerçek diyebilen bizler için… 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: