Milena’ya Mektuplar: Erişilmezin Cazibesi, Objet Petit a

Daha önce hakkında defalarca yazılmış, çok bilindik romanlar hakkında yenilikçi bir bakış açısı ortaya koymak zor. Milena’ya Mektuplar üzerinden defalarca geçilmiş, yorum yapılmış bilindik bir kitap olduğu için konusuna çok az girerek, başka bir yönünden bahsetmek istiyorum.

Franz Kafka ve Milena Jesenská arasında geçen 1920-1923 ‘e kadar süren mektuplaşmalar, notlar ve kronolojiyle birlikte kitaplaştırılmış. İkisi arasındaki diyalog, ilk etapta Kafka’nın  eserlerini Milenadan  Çekçe’ye çevirmesini istemesiyle başlar. Bu diyalog zamanla samimileşecek ama bir noktadan sonra sönüp gidecektir.

Franz Kafka Milena’yı ilk etapta hiçbir kalıba sığdıramaz, gözündeki yüceliğini sayfalarca anlatır Milena’ya. Kitapta Kafka’nın hayata, aşka, evliliğe veya sıradan bir insana normal gözükebilecek her şey için duyduğu korku bahsedilse de, bu noktada arzunun nesnesinden de bahsedilmeli.

Tanım olarak ; Jacques Lacan’ın psikanalitik teorisinde, objet petit ulaşılamaz arzu nesnesini temsil eder.Tam bir çevirisi bulunmasa da, ulaşılmazın ve erişilmezin, erişilmeyecek olanın arzulandığı bir durumdur.  Milena bu noktada Franz Kafka’nın ulaşamadığı, ve asla ulaşamayacağını umduğu arzu nesnesiydi. Milena evliydi, aldatılmasına rağmen eşini seviyordu, evini bırakabilecek konumda da değildi. Bu noktada Milena’nın eşinin çizmelerine gösterdiği özenin altı çizilmeli. Franz Kafka, Milena’nın ona gelmeyeceğini düşünüyordu. Çünkü Milena’nın sevgisine layık değildi, odasındaki dolap olmak dışında bir arzusu yoktu.

İlişkilerinin çehresi, Milena’nın Kafka’yı Viyana’ya ısrarla çağırması ve Kafka’nın bütün ısrara rağmen, üzüntüsünden kahrolsa da gelemeyeceğini yazması üzerine değişir. O noktadan sonra Franz Kafka zaten kötüleşen hastalığına iyice gömülür, Milena’nın deyişiyle Franz’ın yaşama yetisi yoktur, bilinç düzeyinde de hastalığa yenik düşecek ve ölecektir, iyileşmesinin imkanı yoktur. Nitekim gerçekten bu yazışmaların üzerinden çok geçmeden 1924 yılında hayata gözlerini yumacaktır.

Bu değişikliğin nedeni, Milena’nın artık ulaşılmış ve arzu nesnesi olma özelliğini yitirmiş olmasıdır. Çünkü Milena gelecekten söz edecekken, Franz şimdiye odaklanmalarının daha doğru olacağını söylemekle yetinmiştir. Çünkü gelecek yoktur, Milena bu ihtimal üzerine konuşmak istese dahi Kafka için anlamsızdır.

Nişanlanmaları ve hayatındaki kadınlar düşünüldüğünde Kafka, onun erişme, evlilik ve gelecek üzerine atılan her adımda geri çekilerek aslında arzuladığının bu olmadığını belki bilinç dışı denebilecek seviyede göstermiştir. Çünkü onun için bunlar ütopiktir, evlilik iki yalnızın birleşmesiyle yalnızlığın artacağı bir kurumdur bu yüzden daha kutsal olmalı, böyle bir amaç gütmemelidir.

Kafka için istemeyi arzulamaktan bahsedebiliriz. Milena aşkına cevap verdiğinde cazibesini yitirdi ve Franz için de anlamsızlaştı. Sonlara doğru Franz, Milena’dan kendisine yazmamasını ve kesinlikle ulaşmamasını ister.

KÜNYE

KİTAP ADI : MİLENA’YA MEKTUPLAR

KİTABIN ORİJİNAL ADI: BRİEFE AN MİLENA

Çevirmen: ESEN TEZEL

Editör:Şebnem Sunar

Tür : edebi

Sayfa sayısı 395

Alıntılar

Ondan sonra birlikte mi yürüdük, yoksa birbirimizin yanından geçip gittik mi hatırlamıyorum; bu iki olasılık arasındaki fark çok da büyük olmamalı. Fakat bu, geçmişte kaldı ve kesinlikle öyle kalmalı. S: 21

Lütfen adresi biraz daha okunaklı yazın; mektubunuz zarfa girdiği andan itibaren aşağı yukarı benim sayılır ve başkasının malına daha fazla özen göstermeli, daha fazla sorumluluk duymalısınız. S: 41

Ne yazacağımı hiç bilmiyorum, sadece satırlar arasında dolanıp duruyorum, gözlerinizin ışığı altında, ağzınızdan çıkan nefeste; tıpkı güzel mutlu bir günün içinde dolanır gibi. s:47

Yine de seni özlediğimi söylesem yalan olur; bu olup olabilecek en acı verici büyü : Buradasınız, tıpkı benim gibi, hatta benden de fazla; benim olduğum yerde siz de varsınız, üstelik benden daha fazla varsınız.  S:58

İki mektubunuzu, serçenin odamdaki ekmek kırıntılarını yiyişi gibi okuyorum ; titreyerek, etrafa kulak kesilerek, sağa sola bakarak, bütün tüyleri kabartarak… s:64

Yine de aslında sevdiğim sen değilsin, daha fazlası; senin aracılığınla bana hediye edilen varlığım… s:114

Paranın eline geçip geçmediğini bana hemen yaz. Eğer kaybolduysa başka türlü gönderirim ve eğer yine kaybolursa, yine başka türlü; bu böyle gider, ta ki hiçbir şeyimiz kalmayana ve her şey yoluna girene dek… s:127

Sana neredeyse yalvarıyorum : Gelme. Bırak bir gün çok gerektiğinde gelmeni istersem hemen geleceğin umuduyla yaşayayım ama şimdi gelme, nasıl olsa geri dönmek zorunda kalacaksın. S:132

İnsan doğru dürüst uyumayınca ne sorduğunu bilmeden soruyor. Durmadan sormak istiyor, uyuyamamak demek, sormak demek; zaten cevabı bulsa uyumayı başarırdı. S:155

Mesela Havva elmayı (bazen, ilk günahı diğer her insandan daha iyi anladığıma inanıyorum) sadece hoşuna gittiği için Adem’e göstermek amacıyla koparsaydı da böyle olurdu. Belirleyici olan, elmanın ısırılmasıdır; onunla oynamak belki serbest sayılmaz ama yasak da değildir. S:214

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: