The Good Place: Ahlak Felsefesine Giriş

Sessiz sakin bir bekleme salonunda gözlerini açan Eleanor, nazik bir adamın onu odasına çağırıp tüm gerçekleri anlatmasıyla her şeyin farkına varır; o artık bir ölüdür. Dünyadaki eylemlerinin sonucunda “good place” yani iyi yere gönderilen Eleanor, oranın mimarı olan Michael ile bir tura çıkar hatta ruh eşi olan Chidi ile tanışır. Ancak bu mükemmel tabloda yanlış olan bir şey vardır; Eleanor hakkında söylenen şeylerin hiçbirini yapmamış ve oraya yanlışlıkla gönderilmiştir. 

Kimseye çaktırmadan orada kalmaya devam etmenin yollarını arayan Eleanor, sonunda ruh eşi olan Chidi’ye her şeyi itiraf eder. Ahlak felsefesi alanında profesör olan Chidi ise onu, yerini hak edecek iyi bir insan haline getirmeyi kabul eder ve Eleanor’un iyi bir insan olma macerası başlar…

Bu diziye başlamaya karar verdiğimde ölüm ve ölümden sonraki hayat saçmalıkları ile dalga geçen hafif bir sitcom olacağını düşünmüştüm. Ancak feci şekilde yanıldım ve yanıldığım için de hiç bu kadar sevinmemiştim. Çünkü The Good Place, size gülme efektleri, küçük setleri ve bölümlük konuları olan sitkomlardan birini sunmuyor. Güldürürken düşündürmeyi de vaat etmiyor. Sizi bir düşünce deneyinin içine alarak düşündürürken güldürmeyi deniyor. Üstelik bu, gerçeklikten uzak olması sebebiyle anlamını yitiren düşünce deneylerinden biri de değil. Ünlü tramvay ikilemini düşünmek yerine içinde olduğunuzu bir hayal edin; işte dizi tam olarak bunu yapıyor ve sizi gerçeğe yaklaşan bir düşünce deneyine davet ediyor. 

Bu deney boyunca başta ahlak olmak üzere insan doğası, iyiliğin ne demek olduğu ve ölüm sonrası inancı gibi pek çok fikri sorguluyor. Sorgulamaların büyük bir kısmında da laf arasına iliştirilmiş sert eleştirilerde bulunuyor. Ancak en temel felsefi eleştirisini başlangıçta yaparak izleyeceği etik yolu direkt söylüyor. 

Ekran Alıntısı

Eleanor ondan yardım istediğinde Chidi iki farklı ahlaki düşünce arasında kalıyor. Bunlardan ilki Bentham’ın faydacılık anlayışı; ona göre en büyük iyilik en fazla kişi için sağlanan mutluluktur. Yani 5 kişinin yaşaması için diğer raya geçip tek kişiyi ezmek yapılması gereken en doğru şeydir diyor. Diğer bir deyişle yapması gereken şey diğer insanların iyiliği için Eleanor’dan vazgeçip gerçeği söylemek. Oldukça mantıklı dursa da Chidi bunu seçmiyor ve Kant’ın yolundan gitmeye karar veriyor. Çünkü Kant’a göre gerçek iyilik, iyi niyetin bir sonucudur ve ahlaki davranış da burada ortaya çıkmaktadır. O faydacılığı reddeder çünkü insanların ahlaki bir denkleme indirgenemeyeceğini savunur. Chidi de onun yolundan giderek Eleanor’a yardım etmeyi kabul eder hatta faydacılık anlayışını da tek bir cümle ile yanlışlar; “önemli olan tek şey iyiliklerin toplamıysa, istediğimiz sayıdaki kötü davranışı haklı çıkarabiliriz”. 

Bu cümle aynı zamanda tüm dinleri ve ölümden sonra yaşam anlayışlarını da eleştiriyor. Çünkü bu anlayış, önce birine tecavüz edip sonrasında tüm ibadetlerini yerine getirdiği için cennete gitmeyi bekleyen yaratıkları üretiyor. Uç bir örnek gibi gözükebilir ama inanın değil. Üstelik inanılan şeylerin gerçek olmayabileceğini de düşünmek zorundasınız. “İmagine, no heaven” demiş ünlü bir düşünür. Ölümden sonra yaşam yoksa (ki bence zaten saçmalık) iyilik yapmanın ne anlamı var diye soranlar olacaktır elbet. Bu noktada da yapılan tüm iyilikler, “iyi yere” gitmek için yapılıyorsa o zaman Kant’a göre bunların hiçbiri iyi niyet ile yapılmıyor yani iyilik olarak addedilmiyor demektir. Çünkü asıl iyilik ödüllendirilmeyeceğini bilerek yaptığın çıkarsız iyiliktir. Peki bunu yapan kaç kişi var?

Diğer yandan ölümden sonrası fikrini insanlığın kendini kandırması olarak görüyorum ve ahlakın asıl işlevinin toplumsal yaşamın en yaşanabilir seviyede kalmasını sağlamak olduğunu düşünüyorum. Çünkü ahlak denen şey olmasa şuan bile pamuk ipliğine bağlı olan birlikte yaşama anlayışının çökeceği bir gerçek. Yani asıl söylemek istediğim şey eğer ahlaka uygun hareket edecekseniz bunu kendiniz için değil diğerleri için yapmalısınız. Dizinin en alt metninde vermek istediği mesaj da bence bu, ancak yine de yorum size kalmış. 

En başta da dediğim gibi bu bir düşünce deneyi ve sizi pek çok yeni sorgulamaya itiyor. Dizi en başta sizi pek sarmayabilir çünkü beklentileriniz farklı olacaktır ancak asıl derdini anladıkça daha çok seveceksiniz. Ayrıca diziyi saçma bulanlara da düşünce deneyini yapabilmek için düşünebilmek gerektiğini hatırlatmak isterim. Benim seriye puanım 9.

Son olarak da tüm bu cennet cehennem muhabbetleri için şunu söylemek isterim; ne kadar iyilik yaparsanız yapın bunlar kötü eylemlerinizi yok etmeyecek ve ben inanca dışarıdan bakan biri olarak bu görüşümde yanılıyor olsam bile önemli olanın skor değil eylemin kendisi olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hem yaşadığı dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışmayan biri nasıl “iyi yere” gidebileceğini düşünür ki?

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: