Mononoke Hime: Doğa-Endüstri Savaşında İnsanın Yeri

Eski zamanlarda ruhlara ev sahipliği yapan göz alabildiğine yeşil ve sonsuz ormanlar vardı. Fakat insanlar ve hayvanların uzun süre uyum içinde yaşadığı bu ormanlar yok edilmeye başlandı. Bunun sonucu olarak da ruhlar karşı koymak için yaşayanların dünyasına geçmeye zorlandı. 

Prens Ashitaka doğayla uyum içinde yaşayan eski bir kabilenin son varisidir. Bir gün ormanın yok edilmesine sinirlenen bir ruh, domuz görünümünde bu kabileye saldırır ve Ashitaka halkını korumak için onu öldürür. Ancak bunun bir sonucu olarak da lanetlenir ve kabileden ayrılmak zorunda kalır. Artık onun önünde tek bir yol vardır: ormanın ruhunu bulmak…

Bu şekilde başlayan film insanın isteyerek ya da istemeyerek çoğunluğa uymasını ve herkes gibi doğaya zarar vermeye başlamasını sembolize ediyor. Karakterimiz bunu hırs ya da üstünlük için değil kendi türünü korumak için yapıyor. Ancak sonrasında klasik tarih akışına uygun olarak bunu bahane edip yıkıma devam etmek yerine doğayla tekrar barışmanın yolunu aramaya çıkıyor. Bu noktada film aslında vermek istediği mesajı daha en başında açıkça gösteriyor; doğa ve teknoloji arasındaki çatışmada insanın görevi (aslında sorumluluğu) uyumu ve dengeyi sağlamaktır. Zira doğa insanı var etmiş ve insan da teknolojiyi var etmiştir. Dolayısıyla bu iki unsurun tam ortasındadır ve varlığını sürdürebilmek için dengeyi korumalıdır.

Miyazaki bu filminde işte bunu göstermeye çalışıyor ve bunu yaparken de klasik naif anlatımını korumaya çalışsa da aslında diğer tüm yapımlarından daha vahşi bir anlatım sunuyor. Seçtiği her detay anlatmak istediğini güçlendirmek için özenle seçilmiş. Örneğin hikayenin geçtiği dönem yani Muromachi dönemi, demir üretimi için ağaçların ciddi anlamda yok edildiği gerçek bir zaman aralığını betimliyor. Filmde ise orman ruhları ile savaşan ve bunun için daha çok silah üretmeye çalışan demir kasabayı görüyoruz. Bunun da ötesinde, görünüşte teknolojiyi temsil eden bu kasaba gelişimden son derece uzak, cüzzamlıların ve fahişelerin yaşadığı bir yer olarak gösteriliyor. 

Bu şekilde tarzından ödün vermeyen ama daha sert bir üslup ile anlatmak istediğini daha çarpıcı hale getiren Miyazaki bana göre en anlamlı ve başarılı eserini ortaya çıkarmış. Mononoke Hime, insanın en kötü huyunu yani var olan her şeyi kendi çıkarı için kullanmasını ve bu uğurda yoluna çıkanları yok etmesini göstererek bunun altında yatan asıl sebebin sadece korku olduğunu anlatıyor. Çözüm ise oldukça basit; seni var eden doğayı koru ve yarattığın teknoloji ile uyum içinde yaşamasını sağla. Ancak o zaman doğa sana daha fazlasını verir ve ilerlemeye devam edebilirsin. Aksi halde sadece kendi sonunu hazırlamaya devam edersin…

1997 yapımı ve geleneksel el çizimi ile yapılan son büyük anime olan bu film doğa ve endüstri arasındaki savaşta insanın nerede durması gerektiğini ve sorumluluğunu çarpıcı şekilde göstererek bu tarz yapımlar arasında önemli bir yerde konumlanıyor. Hem görselliği hem de kurgusu ile gelmiş geçmiş en iyi animelerden biri olması ise onu mutlaka izlenmesi gerekenlerden biri yapıyor. Bu başyapıta benim puanım 10. Oturun ve 2 saatinizi buna ayırın pişman olmazsınız.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s