Paths of Glory

Birinci Dünya Savaşı sırasında, zaman içinde pek çok askerin ölmesine rağmen pek bir değişiklik olmayan bir cephede, imkansız gibi gözüken bir saldırı emri verilir. Tahmin edildiği gibi başarısızlıkla sonuçlanan bu saldırının sonucunda askerler korkaklıkla suçlanırlar ve aralarından rastgele seçilen 3 kişinin askeri mahkemeye çıkması emredilir.

Diğer savaş filmlerinden farklı olarak Paths of Glory, hem siperlerdeki sahneleriyle hem de mahkeme sürecindeki diyaloglarıyla savaşı kahramanlık ve cesaret üzerinden değil askeri sistemin çarpıklıkları ve insanlar üzerindeki yıkıcı gücü üzerinden anlatıyor. Ayrıca Kubrick’in erken dönem filmlerinden olan yapım, onun bu konu hakkındaki duruşunu sağlamlaştırarak sonrasında gelecek Dr. Strangelove ve Full Metal Jacket filmlerine bir zemin hazırlıyor. Şimdi biraz detayına girelim…

 

Film başından sonuna kadar olayların nerede geçtiğini ve savaşı nasıl etkilediğini önemsizleştiriyor ve bunun aslında klasik bir savaş filmi olmadığını anlatmaya çalışıyor. Bu yapımda cesur askerler ve savaşı kazanan kahramanlar yok, aksine olması gerektiği gibi anlamsız savaştan ve ölümden korkan insanlar var. Bu insanlar ya da daha yerinde bir tanımlama yapmak gerekirse rütbesiz askerler, militarist sistemin hiyerarşisinde en katmanda yer alıyorlar ve görevleri de ölmekten ibaret. Savaş da zaten bu değil midir; daha az askerin öldüğü taraf olmaya çalışmak.

Film boyunca savaşın tam anlamıyla içinde olan askerler toz toprak içinde ve kötü durumdaki mekanlarda bulunurken, savaştan uzakta emirler veren rütbelilerin devasa yapıların içinde gösterilmesi, askeri hiyerarşinin yapılmış en iyi eleştirisini sunuyor. Film boyunca pek çok kişi aslında bir sembol olarak gösteriliyor ve en yüksek rütbeli kişi de askeri düzenin kendisi olarak resmedilip ne olursa olsun sürekli var olacağı vurgulanıyor. Doğal olarak da ölmesi gerekenlerin her daim ölecekleri vurucu bir şekilde gösteriliyor. 

Tabi bunun dışında pek çok sahne ve diyalog bu eleştiriyi zenginleştiriyor ancak spoiler vermemek adına sadece genel konu üzerinden yorum yapıyorum. Yoksa bu filmde cesaret, savaşın doğası, askeri düzenin çarpıklığı, hiyerarşik hırs ve askerin psikolojisi gibi pek çok konuda eleştiriyi, eğer dikkatli izlerseniz görebilirsiniz. Bunların belki de en derinde olmasına rağmen aslında en önemli olanı, erkek egemen sistemin zihniyeti. Sonuçta savaşta, onu başlatanlar, sürdürenler ve bitirenler tamamen erkek. Dolayısıyla da tüm bu bozuk zihniyet kazanmayı deneyimleyebilmek için savaşan erkeklerin bir eseri. Bu sorgulamayı daha iyi görebilmek için Kubrick’in bir diğer eleştirisi olan Dr. Strangelove filmini izleyin derim. 

 

Alt metinlerden ve eleştirilerden çıkıp yüzeye geri dönersek film sinematografik açıdan da gerçekten kaliteli bir seyir zevki sunuyor. Hele bazı tek plan çekimleriyle ve sembolik kareleriyle insanı kesinlikle etkilemeyi başarıyor. Oyuncu kadrosuna bakıldığında ise pek çok kaliteli ismin yanında başrol olarak Kirk Douglas hemen göze çarpıyor. Kesinlikle harika bir performans sergileyen oyuncu bir alkışı hak ediyor bence. 

Yani kısacası savaşı, savaşın içinden anlatan ve bunu yaparken de onu yaratıp sürdüren zihniyeti eleştiren bu başyapıtı mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Kubrick’in diğer filmleri arasında geri planda kalması bana her zaman saçma gelen Paths of Glory benim değerlendirmemde en az 9,5 puanı hak ediyor. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s