Doom Patrol

Her biri farklı trajik olaylar sonucunda insanüstü güçlere sahip olan Doom Patrol ekibi, klasik süper kahraman ekiplerinden oldukça farklı bir konumda bulunuyor. Zira ne süperler ne de kahramanlar. Onlar, başlarına kötü şeyler gelmesine rağmen doğru olanı yapma dürtülerini kaybetmemiş bir grup kaybeden sadece. Maceraları boyunca uyumsuz bir aile görünümünde olan Doom Patrol, kendi travmalarını iyileştirirken dünyanın iyiliği için de savaşmaya devam ederler…

DC sonunda başardı ve yıllardır kendisinden beklenen orijinallikte bir yapım ortaya koyabildi. Her yönü ile özgün olan seri klasik anlatılardan çok farklı bir yol izliyor, karanlık atmosferi ve mizahı da çok güzel dengelemeyi başarıyor. İlginç senaryosu ise sizi sürekli devam etmeye zorluyor. 

Bu dizi için sanırım Legion ve Deadpool karıştırılmış Legends of Tomorrow diyebilirim. Kulağa saçma ve absürt geldiğinin farkındayım ancak dizi tam olarak bunu sunuyor; saf absürtlük. Hatta sürreal bir yapısı olduğu bile söylenebilir. Dizide bir anlatıcı olması, bu anlatıcının asıl kötümüz olması üstelik onun hem seyirciyle hem de karakterlerle direkt konuşuyor olması sanırım spoiler vermeden koyabileceğim açıklayıcı bir örnek. Bir de eşek aracılığıyla yapılan boyut değiştirme mevzusu var fakat ona girmesem daha iyi olur… 🙂

Yani sizin anlayacağınız dizinin nereye gideceği kesinlikle belli değil ve her daim sizi şaşırtma potansiyeline sahip. Bu da zaten tahmin edilebilir süper kahraman hikayelerinden ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Bir diğer nokta ise buradaki karakterlerin beklendiği üzere güçleri sayesinde kötülükle savaşmaya başlamaları anlatılmıyor. Karakterlerimiz aslında kendi geçmişleriyle ve pişmanlıkları ile mücadele ediyorlar. Bu bağlamda da karakter gelişimi ve çatışmaları gerçekten başarılı bir şekilde işleniyor. Hepsiyle empati kurabiliyorsunuz ve saçma gelecek ama, daha gerçekçi bir yapıyla karşılaşıyorsunuz. Bu gerçekçilik süper güçlerde değil onlara sahip olan insanların yaşadıklarını anlatmada kendini gösteriyor. 

Bu kadar garipliğin ve karanlığın yanında dizi mizah yönünden de güzel bir denge sağlıyor. Zaten pek çok yerde komik olduğundan mı yoksa saçma olduğundan mı güldüğünüzü bilemiyorsunuz. Ancak her iki durumda da sizi tatmin etmeyi ve içinizi karartmadan karanlık bir hikaye anlatmayı başarıyor. Görselliği de bu anlatımı tamamlayıcı bir etki yaratıyor. Müzikler konusunda ise biraz kararsızım ancak oyunculuk açısından gerçekten doğru seçimler yapıldığını garanti ederim. Her bir oyuncu karakterine tam oturmuş ve kendilerinden bir şey katmayı başarmışlar. Sıfır mimikli robot adamı seslendiren Brendan Fraser bile sadece sesiyle harikalar yaratmış. 

Kısacası şimdiye kadar izlediğim en özgün DC yapımı olan bu seriyi kesinlikle tavsiye ediyorum. Hem güleceksiniz hem eğleneceksiniz hem de absürtlüğe doyacaksınız. Değerlendirmeye gelirsek de bence 8,5-9 arası güzel bir puanı hak ediyor. 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s