Cinsiyetçi Sinema ve Medyada Empoze Edilen Çarpıtılmış Kadın Algısı

Bu yazıya başlarken konunun nasıl ilerleyeceğini bilmiyorum ve nereye varacağımdan da pek emin değilim. Ancak beni gerçek anlamda rahatsız eden şeyleri ve bunların ne derece tehlikeli olduğunu anlatmak istiyorum. Öncelikle sinema sektöründeki cinsiyetçilik ile başlamak istiyorum.

Daha önce filmlerde (ya da dizilerde) kadın ve erkek karakterlerin sayısına ve konumuna dikkat ettiniz mi? Ben durumun ciddiyetini fark ettiğimden beri dikkat ediyorum. Çünkü istatistiklere bakıldığında pek çok konuda üçe bir şeklinde bir oran çıkıyor. Standart bir filmde erkek karakterler tüm kadronun dörtte üçünü oluştururken kadınlar dörtte birini doldurabiliyor. Yani erkek karakterlerin sayısı kadınların 3 katı kadar. Buna farklı bir açıdan baktığımızda ise sektördeki iş istihdamının erkeklerde 3 kat fazla olduğu görülüyor. Aslında pek çok işte durum böyle fakat sinema üzerinden gittiğim için diğerlerini konuya dahil etmiyorum.

source-Nofilmschool.com_

Stacy Smith ve ekibi 2007-2015 arasındaki 800 film üzerinden bir araştırma yapmışlar ve filmlerde konuşan 35 bin küsür karakterin sadece üçte birinden azını kadınlar oluşturuyor. Üstelik bunu ölçerken ki kriterleri de en az bir kelime konuşuyor olması! Durumun gerçekten ciddi olduğunu düşünmeye başladıysanız size şu detayı da vermek isterim; 50 yıl öncesinin filmlerine bakıldığında oranların neredeyse aynı olduğu görülüyor. Bu da demek oluyor ki 50 yılda hiçbir şey değişmemiş ve aynı şekilde gitmeye de devam ediyor. Kameranın arkasına geçtiğimizde ise çalışmada bulunulan 800 filmdeki 886 yönetmen içinde kadınların oranı %4,1. Kamera ve ses gibi teknik ekipteki kadınlara ise tek boynuzlu at kadar rastlanıyor, belki de sadece efsaneden ibarettirler…

Nicelikten niteliğe geçtiğimizde ise durum giderek kararıyor çünkü kadın karakterlerin derinliği pek yansıtılmadığı gibi bir de bunlar kalıba sokularak anlatılıyor. Hatırlayın 50’lerin Amerikan Rüyası filmlerini; sürekli takım elbise ile ciddi bir iş yapıp para kazanan erkek evine döndüğünde onu yemek yapıp karşılayan “standart makyaj ve elbiseli” bir kadın buluyor. Bu kadın gündüzleri yani erkeğin olmadığı zamanlarda ise diğer kadınlarla buluşup yine erkekler hakkında konuşuyorlar. Bunun bu gün değiştiğini düşünüyorsanız daha dikkatli bakın; evet kadın iş hayatında yer alıyor ve bir birey olarak gösteriliyor fakat ona verilen rolde duygularıyla hareket ediyor ve pek çok şeye karşı kırılgan (zayıf) şekilde gösteriliyor. Görünürde değişmiş olsa da alt metin yine aynı şeyi söylemeye devam ediyor.

beautiful2bhousewives2bin2bthe2b1940s-50s

Bunun dışında ise kadınlar sürekli olarak kalıplara sokuluyorlar ve imkanları sınırlanıyor. Sinema sektörüne geri dönersek 🙂 durum yine bundan ibaret. Erkeklerin çıktığı maceralarda arka planı dolduruyorlar ve hatta birer obje haline geliyorlar. Kurtarılması gereken zayıf prensesin kendi düşünceleri kimsenin umurunda değil (Yeri gelmişken masallara da bu gözle bakmaya başlamanızı ve çocuklarınıza okumamanızı tavsiye ederim). Tek yapması gereken güzel (ideal) ve zayıf görünmek. Bu da bizi esas can alıcı noktaya getiriyor; kadınların erkekleri 3 kat oranla yenebildiği tek alana yani cinselliğe…

Kadınların açık giyinmeleri ve absürt derecede zayıf olmaları erkeklere oranla 3 kat daha muhtemel çünkü onlara verilen rol buydu hatırlayın. Medyanın kadınlara yaptığı en büyük kötülük de işte bu; çarpıtılmış bir kadın algısı yaratmak ve bunu on yıllarca sürdürmek. Ve büyük ihtimalle yazının en ürkütücü kısmına da gelmiş bulunuyorum. Size sadece tek bir soru soracağım, soruya bakın ve durup düşünün. Çevresindeki her şeyi sünger gibi çeken gelişme çağındaki bir çocuk günün büyük bir bölümünü ne yaparak geçirir?

1_163797875

Aklınıza ilk gelen şey televizyon değil mi? Düşünmeye devam ettiyseniz bunu tablet ve telefonla ulaşılan internetin takip ettiğini de fark etmişsinizdir. Çocuklar işte bu şekilde medyanın çarpıtmalarına en çok maruz kalan grup olarak öne çıkıyor. Şimdi size başka bir araştırmanın vardığı sonucu söyleyeceğim ve ondan sonra kafanızda pek çok şimşek çakmaya başlayacak. Geçtiğimiz on yılda çocukların -özellikle de kızların- kendi cinselliklerini keşfetme yaşının altıya kadar düştüğü görülmektedir. Altı!

Düşünün, küçük bir kız (hatta kendi kızınız) nasıl görünmesi gerektiğini ve erkeklere karşı nasıl davranması gerektiğini küçük yaşlarda televizyondan öğreniyor. Medya bir bakıma onu buna zorluyor ve karakter gelişimini açık bir şekilde zedeliyor. Ona nasıl bir nesne haline geleceğini gösteriyor. Biraz ileri gidiyorum belki de ama televizyonun önderliğinde medya, açık bir şekilde çocuklara tacizde bulunuyor. Ve bu sadece normal filmlerle kızların hedef alınması şeklinde gerçekleşmiyor. O masum “Disney” animasyonlarına tekrar bakın bence. Yukarıda bahsettiğim oranlar bu yapımlarda da aynen geçerli ve hedef kitlesi düşünüldüğünde daha da tehlikeli.

28816-1lp58dp

Kayıp Balık Nemo, Oyuncak Hikayesi ya da Aslan Kral… Bu filmlerde kızların ya da kadınların rolü sizce nedir? Bunu izleyen kız çocukları arka planda kalmaya mahkum olduklarını öğrenirken sizce erkek çocukları ne öğreniyorlar? Konuya bir de bu açıdan bakmak gerek çünkü bu mevcut saçmalığı yürüten erkekler hiyerarşisi, aslında yerine geçecek diğer erkekleri de bu şekilde geleceğe hazırlıyorlar. Bu filmlerle liderlik aslında erkeklik ile aynı anlama getirilmeye çalışılıyor. Bunun tersine örnek verin desem “Cesur” filminden başka bir yapım sayabilir misiniz mesela? Durum işte bu kadar açık ve net aslında; medya ve onun ataerkil yönetimi bu şekilde kendini yeniden üretmeye ve yeni kuşakları farklı yöntemlerle yontmaya devam ediyor.

Bunun önüne geçmek için yapılan çalışmalar da var tabi ki. Örneğin Bechdel testi bunun en kaba taslak araçlarından bir tanesi. Bir filmin bu testi geçebilmesi için üç kurala da uygun olması gerek bunlar; 1. en az iki kadın karakter olmalı, 2. bu karakterler birbirleri ile konuşmalı ve 3. konuştukları konu erkeklerden bağımsız olmalı. Oldukça basit bir test değil mi, pek çok film bunu geçebilir gibi duruyor. Ancak çeşitli zaman aralıklarını kapsayan çalışmalarda, filmlerin bu testi geçme oranı %30’dan daha fazla değil. Unutmayın bu en kaba taslak yöntem. Bunun derinine inip detaylı incelendiğinde sizce durum ne kadar kötüleşebilir? (not: bu test filmin kalitesini değerlendirmez sadece kadın karakterlerin durumunu ölçer)

9932b5847e352a2a8a44dc408032266b

Üzgünüm ama günümüz için cinsiyet eşitliğine sahip filmleri bulup izlemek gerçekten zor. Bunun azınlık değil de olması gerektiği gibi normale dönüşmesi ise bundan daha zor. Yapılacak şey şuan yetişen kuşakları bu medya tacizinden uzak tutup onların bunu değiştirmesini sağlamak. Bunun için de ilk gitmesi gereken şey televizyon. Kulağa biraz distopik geliyor farkındayım fakat çocukların izleyecekleri şeyleri siz önce bir elemeden geçirmelisiniz. İzlemesinler demiyorum sadece kendilerine sunulan her şeyi izlemesinler.

Artık her şey internet üzerinden yapılıyor, dolayısıyla uydu yayınlarını ve görünmez suçlu olan reklamları devre dışı bırakıp bir yayın platformuna abone olunmalı. Bu platformda da gözden geçirip onay verdiğiniz filmlerden (ya da diğer şeylerden) bir havuz yaratabilirsiniz. Çocuklar da tv yayını yerine bu havuzdan istediğini izlemeye devam edebilir. Bu kızlar kadar erkek çocukları için yapılmalı çünkü şuan kadınlar bu durumu değiştirmek için ellerinden geleni zaten yapıyorlar. Asıl fark yaratacak olan kontrolü elinde bulunduran erkek zihniyetini değiştirebilmek. Bunun için de erkek çocuklarını bu cinsiyetçi medyaya karşı korumak kızlar kadar önemli.

Yeterince çarpıcı ve bilgilendirici oldu mu bilmiyorum, fakat sizi biraz olsun düşünmeye ittiysem gerisinin geleceğinden eminim. Ben bundan sonraki yazılarımda bu konu üzerine daha çok eğileceğim ve farklı içerikler yazacağım. İlkini bu yazıdan sonra kadın yönetmenlerin en iyi filmleri gibi bir liste şeklinde yazmaya başlayacağım. Ayrıca cinsiyet eşitliğine sahip olan ve çocukların izleyebileceği filmleri listelemek gibi bir planım da var. Eklemek istedikleriniz olursa hayır demem 🙂 Sonraki yazılarda görüşürüz.

*Küçük bir not: Siz de eleştirmelerinin %70’inden fazlası erkek olan Rotten Tomatoes sitesini takip ediyorsanız, tamamen kadınların elinden çıkan yeni ve alternatif bir platform olan CherryPicks sitesini tavsiye ederim. Başlangıç için…

*Bir de This Changes Everything diye bir belgesel var bu yıl çıkan, bulabilirseniz izleyin.

preview2

genderfilm5

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s