You Were Never Really Here

Joe bir savaş gazisi ve aynı zamanda da eski bir FBI ajanıdır. Doğup büyüdüğü evde annesi ile yaşamaya devam ederken bir yandan da para karşılığında illegal yollardan şiddete dayalı işler yapmaktadır. Bir gün New York senatörünün küçük kızı Nina seks kölesi olarak bir suç şebekesinin eline düşünce, Joe’nin yeni görevi belli olur. Ancak basit gibi görünen kurtarma görevi senatörün ölümü ile karmaşık bir hale gelir. Tüm bunlar olurken Joe aynı zamanda geçmişten gelerek onu tehdit eden travmaları ile baş etmeye çalışmaktadır…

Konusuna bakıldığında pek de orijinal gözükmüyor ve tahmin edilebilir bir işleyişi var gibi geliyor. Ancak durum bunun tam tersi; yönetmen Lynne Ramsey seyirciye istediğini vermemek konusunda oldukça takıntılı bir adam ve bu film de tam olarak bunu yapıyor. Seyirciye karmaşık bir puzzle sunuyor ve onu tamamlamak için gereken parçaları da eksik bir şekilde veriyor. Bu şekilde izleyenin sezgilerini harekete geçirmeye zorlayan film gerçek bir anti-kahraman yaratıyor ve onu kahramanlaştırmamamız için bizi sürekli olarak dışarıda tutmaya çabalıyor. 

Aslında bunu yaparak nasıl bir anti-kahraman yaratılması gerektiğinin de dersini veriyor. Aksiyonu eksik etmemesine rağmen bunu bize dolaylı yollardan gösteriyor çünkü onunla hiçbir şekilde iletişim kurmamızı istemiyor, şiddetle bile olsa… Bu şekilde diğer filmlerdeki gibi karakterle yakınlık kuramıyoruz ve dolayısıyla da onu kahraman olarak görmüyoruz. Çünkü o acımaya ya da empatiye ihtiyacı olmayan, kurgusal değil gerçek biri. Bunlara ihtiyacı yok çünkü sonunda engelleri aşıp kahraman olmayacak. Onun için travmalar hiç bitmeyecek ve biz onun ne yaşadığını asla anlayamayacağız. 

Diğer bir açıdan bakıldığında ise bu seyirciyi dışarıda tutma hamlesi, aslında karakterin ruh halini ve paramparça olmuş iç dünyasını da yansıtıyor. Sonuçta bir amaç doğrultusunda neyin gerçek neyin psikoz olduğunu bilmeden ilerliyoruz ve kurtarılabilecek her şeyi kurtarmaya çalışıyoruz. Tam olarak görülemese de orada olduğu bilinen şiddet de onun travmalarına ayrı bir gönderme zaten. 

Yazıyı fazla uzatmak ve spoiler vermek istemiyorum çünkü benim burada ön bilgi olarak yazdıklarımın dışında film, pek çok farklı bakış ve bulmaca sunuyor. Üstelik bunu sizi dışarıda tutmaya çalışırken yapıyor. Sadece bunun için bile izlenmeye değer olan yapım, tam bir yönetmen filmi ve son derece özgün. Herkese göre değil ancak izlemesini bilene harika bir deneyim sunuyor garanti ederim. 

Son olarak oyunculuk açısından Joaquin Phoenix, kesinlikle ayakta alkışlanması gereken bir performans sergiliyor. Teknik problemlerden dolayı aday olamadı fakat o dönem için kesinlikle en güçlü oscar adaylarından biri belki de en iyisiydi. Kağıt üstünde basit gibi duran bir karaktere böylesine derinlik katmak ve bunu az konuşmayla yapmak herkesin başarabileceği bir iş değil. Zaten dikkatli bakıldığında onun neden Joker için en doğru seçim olduğu açıkça görülüyor. Benim onun oyunculuğuna puanım 10, filme ise 8,5-9

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s