Bandersnatch: Seçim İllüzyonu ve İnsan Doğası Üzerine

*Bu yazı bir tanıtım ya da tavsiye değildir. Konuyu hem daha iyi anlamak hem de spoiler yememek için okumadan önce yapımı izlemiş olmanız sizin için daha iyi olacaktır.

Yıllardır kalitesi ile bizi etkilemeye ve çoğu zaman da ürkütmeye devam eden Black Mirror, güzel bir yılbaşı hediyesi ile sürprizinin yaptı. Hikaye akışı bizim seçimlerimiz tarafından belirlenen bu yeni bölüm/film, izleyenleri ikiye bölmüş olsa da seriden beklenilen orijinalliği sağladığı bir gerçek. Bunun yanında temel bir eleştirisi var tabi ki ancak herkesin gördüğü bu eleştirinin de altında konuşulması gereken daha başka mevzular var. Zaten bu yazıyı da o mevzulara hiç dikkat edilmediği için yazmaya kara verdim. Şimdi yavaş yavaş tavşan deliğinden içeri girelim ve bakalım seçimlerimiz bizi nereye çıkarıyor…

bm_bandersnatch_9.0

Öncelikle hikayesinin yetersiz oluşu seyirciler arasındaki bu bölünmenin temel sebebi olsa da bu konuya doğru bir açıdan bakıldığını düşünmüyorum. Çünkü hikayeyi bizim belirlememiz karakter gelişimini ve doğal akışı tehdit ediyor. Dolayısıyla buna bir film gözüyle bakmak aslında son derece abes bir yaklaşım. Doğrusu ise bunun ancak teknolojik bir deneyim olabileceğinin farkına varmak. Bu bağlamda izlediğimiz ya da daha doğrusu oynadığımız filmi, belirli kalıplar dahilinde değerlendirmeden sadece yeni bir deneyim olarak ele almamız gerekir. 

Bir diğer eleştiri konusu ise yapılan seçimlerin yeterince derin olmayışı ve ne olursa olsun belirli bir plana göre gidildiği. Bu noktada izlenilen yapımın bir Black Mirror deneyimi olduğunu hatırlatmak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü zaten bu deneyimin amacı yaptığımız seçimlerin yaşanılanları ne kadar değiştirebileceğini ya da bu örnekte ne kadar değiştiremeyeceğini göstermek. 

Bölümün bize yaşattığı deneyim, temelde yaptığımız seçimler ne kadar farklı olursa olsun sadece belirli sınırlar dahilindeki sonuçlara ulaşabileceğimizi göstermeye çalışıyor. Buna sadece oyun olarak değil de daha geniş bir ölçekte baktığımızda, hayatta yaptığımız seçimlerde ne kadar özgür olsak da ulaşabileceğimiz yerlerin toplum tarafından sınırlandırıldığını görebiliriz. Yani içinde yaşadığımız tüketim toplumu bize bir seçim illüzyonu yaratıyor ve bu sayede biz özgür olduğumuzu düşünerek, onların belirlediği birkaç çıkışı olan bir labirentte “ilerlemeye”  devam ediyoruz. Kısacası bölüm boyunca hikayeyi değiştiren  seçim yapamadığını düşünen arkadaşların, şimdiye kadar yaptıkları seçimlerle hayatlarını değiştirmekte ne kadar özgür olduklarını biraz oturup düşünmeleri gerek bence.

Eğer bölüm/film hakkında başka yazılar okuduysanız yukarıda bahsettiğim eleştirinin onlar tarafından da az çok tespit edildiğini fark etmişsinizdir. Ancak bu yazılar bölümü mercek altına alırken olaya diğer taraftan bakmayı unutmuşlar ya da hiç düşünmemişler. Çünkü bu deneyimin bize anlatmaya çalıştığı seçim yanılgısının dışında, o seçimleri yapan insan doğasına dair de bir sorgulama getirilebilir. Ayrıca karakterin seçimlerini nasıl biz yapıyorsak bizim seçimlerimizi de Netflix yapıyor. Yani dolaylı yoldan tıpkı karakterin seçimlerinin PACS tarafından toplanması gibi bizim seçimlerimiz de sonraki yapımlar için veri olarak toplanabilir. Uçuk mu geldi? Bence değil…

screen_shot_2018_12_28_at_10.56.06_am

Şimdi risk alarak küçük bir tahmin yapacağım; ilk “oynayışınızda” normalde yapmayacağınız seçimleri yaptığınızı düşünüyorum ve hatta daha da ileri giderek en uçuk seçenekleri seçmeye daha meyilli olduğunuzu söyleyebilirim. Çoğunuz için bu tahminimde haklı olduğumu düşünüyorum. Eğer tutmadıysa da bu ilk seferinde tamamen kurallara uyarak oynadığınız içindir. Ancak eminim ki hemen ardından siz de yukarıda söylediğim yola saptınız. Peki neden bu şekilde davranmaya daha meyilliyiz? Aslında cevap oldukça basit; sonuçlarına katlanmak zorunda olmadığımız için.

Eğer sonuçlarına siz katlanmayacaksanız yaptığınız seçimlerde daha uçuk yolları seçmeye her zaman daha meyilli olursunuz. Çünkü ne olursa olsun karakteriniz dirilebilir ve siz de tekrar seçim yapabilirsiniz. Bu, oyunlarda oldukça masum görünebilir, sonuçta “Pacman bunu sorun etmiyor”. Ancak gerçekliğe daha yakın olan filmde ise tehlikeli bir hale gelebilir. Zira beynimiz ölçekleri algılamada pek iyi değildir ve hemen her şeye alışabilmek gibi kötü bir huyumuz var. Örnek vermek gerekirse bir tuşa basıp insan öldürebilme gücü elimize verildiğinde eğer sonuçlarına katlanmayacaksak bunu yapma ihtimalimiz kesinlikle var ve durum böyle olduğunda 20 kişi ile 2000 kişi arasında bir fark görmeyiz. Sert ve uzak bir örnek oldu farkındayım ancak her gün televizyonda gördüğünüz ölüm haberlerinin sizi ne kadar etkilediğini (ya da artık etkilemediğini) düşünün. 

bandersnatch-uh1g_cover

Abarttığımı düşünebilirsiniz fakat insanların giderek daha da duyarsız olmaya başladığı gerçeğinin siz de farkındasınızdır. Bu noktada insana tanrının gücü verildiğinde ne derece yıkıcı sonuçları olabileceğini düşünmek pek zor olmuyor. Unutmayın oyunu bir savaş gibi görenler savaşı da oyun gibi görmeye meyillidir. Bu noktada duyarsızlaştırmanın baş rolü haline gelen televizyonun da yerini yeni platformlara bıraktığı bir gerçek. Buradan da kısaca değinmek istediğim son konuya geliyoruz. Kitlesel eğlence platformlarında şiddetin ve aksiyonun gereklilik haline gelmesi…

Hatırlarsanız bir noktada psikiyatr ile konuşurken, “eğer bu bir eğlenceyse neden biraz aksiyon katmayasın” gibi bir cümle ile karşılaşıyoruz. Hemen ardından ise bu bir seçim olarak sunuluyor ve can alıcı bir gerçek cevaplarda karşımıza çıkıyor; evet ya da kesinlikle. 

black-mirror-bandersnatch-4

Bu noktada seçim şansınızın olmadığını biliyorsunuz ancak daha geniş bir pencereden baktığınızda ise medyanın da bir seçeneği olmadığı görülüyor. Eğer insanları eğlendirmek ve bunu etkili bir biçimde yapmak istiyorsanız biraz aksiyona başvurmak zorundasınız. Formül olarak aksiyon ve şiddet, tüketim kültürünün belli bir amaç doğrultusunda uyguladığı plana mı hizmet ediyor yoksa insan doğasını daha çok etkilediği için zorunlu olarak mı kullanılıyor bilmiyorum. Fakat tüketimi tetiklemek adına her yolun mübah olması, gidişatın dizide genel olarak yıllardır gösterilenden daha da ürkütücü olduğunu gözler önüne seriyor.

Toparlayacak olursak bu görsel/teknolojik deneyimin (ya da deneyin) farklı açılardan bakıldığında asıl mesajından daha korkutucu veriler sunduğu yadsınamaz bir gerçek. Eğer siz benim gördüğümden daha farklı şeyler yakaladıysanız lütfen yazın. Yeni bakış açılarına her zaman açığım. Görüşmek üzere…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s