BLAME!

Gökyüzünün, denizlerin ve hatta toprağın bulunmadığı megastructure (mega yapı) adı verilen sonsuz büyüklükteki bir yapılar topluluğundan ibaret olan dünyada, Killy adında bir adam Net Terminal genini aramaktadır. Diğer yandan megastructure bu arayış sırasında sürekli büyümeye ve değişmeye devam etmektedir. Aranan Net Terminal geni ise sisteme girilmesini ve yapının kontrolden çıkan büyümesini durdurmanın tek yoludur. Killy böylesine acımasız bir dünyada, ağ genini arayan diğer varlıklarla mücadele ederken aynı zamanda sistemi koruyan safeguard protokolleri ile de karşılaşmak zorundadır. 

Evet biliyorum tanıtımı oldukça kafa karıştırıcı, ancak mangayı okumaya başladığınızda neden daha kolay bir özeti olmadığını anlayacaksınız. Çünkü hiçbir şey bilmediğiniz bir evrene adım atıyorsunuz ve kendinizi akışına bırakıyorsunuz, hatta bu yeni evreni keşfe çıkıyorsunuz. Neyin içine düştüğünüzü ise sonradan yavaş yavaş kavramaya başlıyorsunuz. Ancak şimdiden uyarmam gerekirse, tam olarak tüm gerçekleri öğrenemeyeceksiniz.

Manga yukarıda da söylediğim gibi sizi kocaman bir evrene bırakıyor ve ne olduğunu da söylemiyor. Bunu sizin keşfetmeniz gerek. Dolayısıyla gizem unsuru baştan sona tüm seriye hakim oluyor ve sizi sürekli karanlıkta bırakıyor. Uzaktan bakıldığında biraz sıkıcı gözükebilir ancak bir kez merak ettiniz mi akıl yürütmeye başlıyorsunuz ve bu karmaşık puzzle sizi içine çekiyor. Sonrasında ise her şeyden anlam çıkarmaya başlıyorsunuz ve bilinmezliğin cazibesi onu bırakmanıza engel oluyor. 

Diğer yandan serideki diyalogların son derece az olduğunu da belirtmem gerek. Bu şekilde manga adeta sizin ne olup bittiğini anlamanıza engel olmaya çalışıyor ve “o kadar kolay değil” diyor. Ancak bu diyalogsuz sayfalarda ise o karanlık dünyayı etkileyici bir biçimde sergiliyor. Sürekli daha yükseği bulunan kuleler, devasa boşluklar ve bitmek bilmeyen koridorların sizi adeta sonsuzluğa hapsedilmiş gibi hissettiriyor. Sonsuz yapıyı deneyimledikçe daha da etkileniyorsunuz ve ilginç bir şekilde manga dikkatinizi sürekli canlı tutmayı başarıyor. 

Bazen aksiyonu bol sahneler görüyorsunuz bazen ise sadece etrafı seyrediyorsunuz ancak bu atmosferinden hiçbir şey kaybettirmiyor ve aynı ilgiyle devam ediyorsunuz. Bu yönü ile oldukça özgün olan manganın böylesine bir etki bırakmasının sebebi bana göre müthiş olan arka plan çizimleri. Başlarda çizimi nispeten garip gelebilir ancak arka plan ve manzaralardaki derinliği görünce çizerin neden böyle bir tarzı benimsediği anlaşılıyor. 

Kısacası cyberpunk türünün nadide örneklerinde olan Blame!, içerdiği gizem unsuru ile sizi içine çekiyor ve oldukça geniş bir dünyanın kapılarını aralıyor. Benim bu seriye puanım 9

*Blame! mangası 1996-2003 yılları arasında yayınladı ancak serinin yaratıcısı bu evreni genişletmeye devam etti ve hikayenin öncesini de gösterdi. Çıkış sıraları farklı ve hepsi ana hikayeden sonra olsa da okuma sırası kronolojik açıdan şu şekilde olursa daha doğru olur; Noise, Biomega, Blame, Net Sphere Engineer. 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s