BROADCHURCH

Ülkenin en düşük suç oranına sahip bölgelerinden biri olan Broadchurch kasabası, 11 yaşında bir çocuğun ölümü ile bir anda karışır. Böyle bir olayı daha önce hiç yaşamamış olan halk, cinayet şüphesi nedeni ile korkuya kapılarak katilin bir an önce bulunmasını ister. Kasabaya yeni gelen Alec Hardy ve komiser yardımcısı Ellie ise tüm şüphelileri inceledikçe daha derin sırları ortaya çıkarırlar ve dava giderek karmaşık bir hal alır…

Neredeyse hiç suç işlenmemiş bir kasabada, herkesin zamanla şüpheli konumuna geldiği son derece gergin bir polisiye sunuyor izleyiciye Broadchurch. Yarattığı bu belirsizlik ve beraberinde gelen gergin atmosferi de son derece iyi kullanarak sizi devamını izlemeye zorlayacak bir soruşturmanın içine çekiyor adeta. Bunun yanında ciddi anlamda kaliteli oyuncu kadrosu sayesinde gerçekten tatmin edici bir performans ortaya koyarken karakter derinliği ile de dikkat çekiyor.

Öncelikle diziye başlayacak iseniz yukarıda da belirttiğim gibi serinin gergin bir atmosferi olduğunu ve kısmen de yavaş tempoda ilerlediğini göz önünde bulundurmanız gerek. Ancak buna karşın sezonlarının 8 bölüm olmasıyla sizi bunaltmıyor, konuyu dolandırmıyor ve tam dozunda bırakıyor. Dolayısıyla aksiyonu bol olmasa da kaliteli kurgusu ile ilginizi canlı tutmayı başarıyor. 

Sağlam bir hikaye üzerinde yükselen bu kurgu için dizinin başarısını kaynağı demek son derece doğru bir tespit olacaktır. Çünkü sezon sonuna kadar şüpheli sayısını elemeyi bırakın bazen artmasını bile sağlayacak bir işleyişe sahip. Bunun sebebi ise bana göre dengeli bir şekilde işlenen karakterler ve onların geçmişleri. Bölümler ilerledikçe en başta küfür ettiğiniz karaktere acımaya başlamanız ya da çok uzak ihtimal gibi görünen birinden şüphelenmeniz işten bile değil. Zaten son bölüme kadar onu canlandıran oyuncunun bile katil olduğundan haberi olmaması, ne denli tahmin edilemez olduğunu gösteriyor. 

Kurgudaki bu başarısının yanında dizinin kalitesini eşit oranda yükselten diğer bir etken de kesinlikle oyunculuk performansı. Açıkçası ben de konudan ziyade oyuncuları için diziye başladığımı itiraf etmeliyim. Başta Olivia Colman ve David Tennant olmak üzere neredeyse tüm kadrosu tebrik edilesi bir iş ortaya çıkarmışlar. David Tennant zaten “Doctor” olarak tüm sempatimizi kazanmışken burada da oyunculuk yeteneği ile saygımızı kazanıyor. Ancak onun bile önüne geçen Olivia Colman, son yılların en iyi kadın oyuncularından biri olduğunu gösteriyor. Bu sene bence Oscar ödülünü de The Favourite ile o kazanacak demedi demeyin.

Ayrıca 3 sezon olan dizi, tanıtımda yazdığım cinayeti ilk sezonda çözerek sonrasında başka bir davaya geçiyor. Ancak bunu geride bırakmayıp sonrasında ne olduğunu da yeni hikayenin yanında işlemeye devam ediyor. Bu yönüyle de benzerleri arasında oldukça özgün bir yere sahip olduğu söylenebilir. 

Kısacası sizi ters köşeye yatırmak yerine topu bile belli belirsiz gösteren bu dizi polisiyenin hakkını veren sağlam kurgusu ile izlenmeyi hak ediyor. Benim puanım 8,5-9 arası.

İlk sezonun İngilizce fragmanı ⇓

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s