ŞAHSİYET

Emekli bir adli katip olan Agah Beyoğlu’nun hayatı, kendisine konulan Alzheimer teşhisi ile aniden değişir. Bu hastalık yüzünden her şeyi unutacağı gerçeği ile karşı karşıya gelen Agah, bu durumu uzun süredir hayata geçirmek istediği planı uygulamaya koymak için bir fırsat olarak görür. Hatırladığı karanlık bir gerçeği herkese duyurmak ve kimsenin bir daha unutmamasını sağlamak için cinayet işlemeye başlar. Cinayet bürodaki tek kadın polis olan Nevra ise öldürülen insanlar arasındaki bağlantıyı çözmeye çalışırken, kendisinin de bir şekilde bağlantılı olduğu gerçeğin peşine düşer.

Burada size bir yerli dizi tavsiyesi yazacağım hiç aklıma gelmezdi fakat Şahsiyet, neredeyse hiç kaliteli yapımın çıkmadığı ülkemizde hala bir umut olduğunu gösterdi. Dolayısıyla ben de bu diziyi size tanıtmak ve daha da yayılmasını sağlamak için elimden geleni yapacağım. 

Öncelikle dizinin tam bir polisiye yapımı olduğunu söylemeliyim. İlk bölümlerde yoğun bir gizem tabakası her yeri kaplasa da burada örülen ağların daha sonra yavaş yavaş çözülmesi, polisiye türünün en kaliteli örneklerinden birini izlediğinizi fark ettiriyor. Buradaki başarının kaynağı ise her noktası düşünülerek yazıldığı belli olan senaryosu. Çünkü en başta anlamsız gelen ufacık detayların bile sona doğru harika bir şekilde bağlanması eksiksiz bir kurgunun ortaya çıkmasını sağlamış. Yani kısacası senaryo açısından üst düzey bir yapım izleyeceğinizi garanti ederim.

Eğer yabancı dizilere hakimseniz bu yapımın Dexter ve Breaking Bad karışımı olduğunu düşünebilirsiniz, bunda haklısınız da. Ancak bu temaların tek potada eritilip bambaşka bir yapıma dönüştürüldüğü göz önünde bulundurulursa orijinalliği daha net görülebilir. Ayrıca pek fazla bilinmeyen Bron/Broen dizisinden de kurgusal esintiler taşıdığını söyleyebilirim, belki bir göz atarsınız. 

Bu güzel kurgunun yanında yaptığı eleştiriler ve sorgulamalar da dizinin ayrıca dikkat edilmesi gereken bir yönünü oluşturuyor. Özellikle unutmak ve hatırlamak üzerinden varoluşa dair felsefi sorgulamalar yapması dikkat çekiyor. Ancak esas anlatmak istediklerini toplumsal konular üzerinden veriyor. Bu konulardan en büyüğünü ise ülkedeki hukuk sistemine (ne kadar kaldıysa) karşı neredeyse her bölümde yapılan eleştiriler oluşturuyor. Tabi buna bağlı olarak diğer güncel problemlere de son derece aykırı bir biçimde değiniliyor. Bunların yanında yavaş yavaş usulca yükselip sonlarda en tepeye çıkan bir sorgulama daha var; erkek egemen toplumda kadın olmak.

Bu konu şu sıralar sıkça işleniyor biliyorum ancak ülkemizden böyle sağlam bir eleştiri çıkmadığı için dizinin değerini arttırdığını söyleyebilirim. Sürpriz bozmamak adına bu konuya girmeyeceğim fakat şu kadarını söyleyebilirim ki dizi son derece kaliteli bir şekilde iğrenç bir konuya vurgu yapıyor. Bu şekilde de Agah üzerinden aslında Alzheimer olanın içinde yaşadığımız toplum olduğu eleştirisi yapılıyor.

29-1

Dizideki garnitüre gelirsem, seride gerçekten zevk alacağınız pek çok gönderme bulunuyor. Büyük bir kısmı güncel siyaset odaklı olan bu göndermelerin, daha en başta Nazım şiiri okuyan Agah karakterinden geldiğini söylersem sanırım ne demek istediğimi anlarsınız. Ayrıca Tom Jones’den Fazıl Say’a kadar uzanan geniş bir yelpazede dikkatlice seçilmiş ve her biri birbirinden kaliteli müzikleri de bir tebriği hak ediyor. Bir de bazen zorlama gibi dursa da kural dışı kamera açıları ile diziye değişik bir hava katılmış.

 

Son olarak da oyunculuğa değinmek istiyorum. Cansu Dere ve diğer yan rollerin beklediğimden daha iyi performanslar sergilediklerini kabul etmeliyim. Tabi bunların yanında muazzam konuk oyuncuları da (bkz. Hümeyra) unutmamak gerekir. Ancak bir baş rol var ki tam bir oyunculuk dersi. Haluk Bilginer, bu dizide ülkenin neden en iyi oyuncusu olduğunu bir kez daha gösteriyor. Sadece onun rolü için bile izlenebilir diyorum ve yazımı bitiriyorum. 

Şahsiyet

Şahsiyet, tam bir çöp yığını haline gelen ülkemizden kaliteli yapımlar da çıkabileceğini gösteren bir umut ışığı yakıyor adeta. Her yönüyle en kalitelisini sunmaya çalışan bu dizi uluslararası alanda rahatlıkla 8 alabilecek bir yapım, ülkemizde ise zaten 10 puanı hak ediyor. Bu yüzden ben de ortalamasını alıyorum ve 9 veriyorum.

⇓İlk Fragman⇓

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s