SAMURAI CHAMPLOO

Genç, güzel ve aynı zamanda oldukça sakar bir kız olan Fuu, geçinebilmek için çay evinde çalışmaktadır. Bir gün çay evine serseri bir grup gelir ve herkesi rahatsız etmeye başlar. Ancak onların başındaki kişinin yargıcın oğlu olduğunu bilen çalışanlar seslerini çıkaramaz. Fuu bu zor durumdayken içeri başıboş ve parasız bir samuray olan Mugen girer. Mugen, yemek karşılığı rahatsız edenlerin icabına bakmayı önerir. Başta Fuu buna karşı çıksa da sonunda dayanamayıp teklifini kabul ediyor. Bu sırada orada bulunan sessiz fakat güçlü bir samuray olan Jin de olaya dahil oluyor ve büyük bir yangın çıkıyor.

Yangın yüzünden Mugen ve Jin bayılırken yargıcın oğlu da ölüyor. Baygınken yakalanan iki samuray idama mahkum ediliyor ancak Fuu onları kurtararak bir anlaşma yapıyor. Sonunda iki aksi samuray, onunla beraber ayçiçeği kokan samurayı ararken koruma olmayı kabul ediyorlar.

Biliyorum konusundan ziyade ilk bölümünü yazmış olabilirim ancak özet şeklinde açıklasaydım çok havada kalacaktı. Bu yüzden başlangıcını kısaca anlatmak istedim. Öncelikle bu animenin yönetmeninin aynı zamanda Cowboy Bebop‘un da yönetmeni olduğunu söylemeliyim. Dolayısıyla onu sevdiyseniz bunu da kesinlikle seveceksiniz. Özellikle müzikleri ve çizimleri gerçekten harika. Senaryosu biraz sıradan ilerliyor aslında fakat işleniş tarzı onu oldukça özel bir konuma getiriyor. Edo döneminde geçse de günümüze dair pek çok esintiyi rastlayacaksınız. Şimdi biraz derinine inelim. 

Serinin fon müzikleri neredeyse tamamen hip-hop kültüründen besleniyor. Evet Edo döneminde bir samuray hikayesi olduğu için saçma gelmiş olabilir ancak izlerken tam da olması gerektiği gibi işlendiği hissine kapılıyorsunuz. Sanki başka türlü olamazmış gibi hip-hop sevmeseniz bile hemen alışıyorsunuz. Karakterlerin çizimleri ve hareketleri de (özellikle Mugen) bu atmosferi destekleyici nitelikte zaten. 

Tüm bu özelliklerin harmanlanması ile de ortaya son derece orijinal ve eğlencei bir yapım çıkıyor. Bu harmanlama içerisinde grafiti yapan ninjalardan beyzbol oynayan samuraylara kadar pek çok ilginçlikle karşılaşıyorsunuz. Tarihi referansları ve ince göndermeleri de oldukça ayarında bir zenginlik katıyor seriye. Yani bir anda Van Gogh’dan bahsetmeye başlarsa ya da tuhaf bir biçimde eşcinselliği tarihle bağdaştırırsa şaşırmayın demek istiyorum. 🙂 Bunun yanında seride komedi unsuru olsa da dram yönü de hafife alınacak cinsten değil uyarmadı demeyin.

Serinin işlenişinde arada alakasız gibi görünen bölümlerle karşılaşacaksınız ancak bunlar da bir şekilde hikayeye bağlanıyor. Zaten bağlanmasa bile tüm bölümleri kendi içinde sağlam bir kaliteye sahip. Karakterlere gelirsek, onlara hemen alışacağınızı garanti edebilirim. Ancak sanmayın ki bunlar yüzeysel eğlenceli tipler, tam tersi hepsinin bir hikayesi ve derinliği var. Bunlar yavaş yavaş ortaya çıkıyor ve hikayenin içine bence ustaca yediriliyor. 

Kısacası Edo döneminde geçse de günümüzle pek çok bağı bulunan bu ilginç seriyi izlemenizi tavsiye ediyorum. Arka arkaya devam etmekten ziyade gece yatmadan 2 tane izlemeniz daha iyi uyumanızı sağlayabilir benden söylemesi. Puanım 9,5.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s