REAR WINDOW

Fotoğrafçı L.B. Jeffries, bir kaza sonucunda bacağını kırmıştır ve bir süre evinde istirahat etmek zorundadır. Bu zorunlu tatili sırasında tek eğlencesi ise arka penceresinden komşularının hayatlarını izlemektir. Zamanla onlar hakkında oldukça bilgi sahibi olan Jeff, bir gün komşusunun tuhaf davrandığını fark eder ve karısını öldürdüğünden şüphelenir. Bunun üzerine olayı çözmek için sevgilisinden ve hemşiresinden yardım ister…

Arka Pencere, katmanlı yapısı ve etkileyici kurgusu ile Hitchcock filmlerinin en çok dikkat çekenlerinden biridir. Bunun sebebi ise pek çok açıdan okunabilen ve dikkat edildiğinde oldukça çarpıcı şekilde seyirciyi tuzağa düşüren yapısı. Hollywood sinemasının hazcı doğası ise bana göre filmin en temel eleştirisi diyebilirim. Şimdi tüm bunları kısaca açalım (tabi konusuna/senaryosuna dair spoiler vermeden).

Temeli röntgencilik üzerine kurulan film, olabildiğince az kamera açısı ile tek bir odadan çekilmiş. O oda da tabi ki Jeff’in tüm komşularını izlediği evinin salonu. Burada geniş açı çekimleri ile onun görebildiği her şeyi biz de görebiliyoruz ve bir özdeşim kuruyoruz. Bu özdeşim spesifik gözetlemeler ile artıyor ve seyirci olarak baş rolün yerine geçiyoruz. Röntgencilikte temel esas, izlenen kişinin izlendiğinin farkında olmamasıdır, zaten alınan tüm hazzın sebebi de aslında budur. İşte tam bu noktada Hollywood eleştirisi açıkça görülüyor. 

giphy3

 

Hitchcock, bu noktada baş rol üzerinden sinema seyircisine ayna tutuyor. Fark edilmeden röntgenlemeyi, sinemaya gidip haz duymak ile bağdaştırıyor ve yanında olduğu zaman ilgilenilmeyenin karşı tarafa geçip röntgene açık hale geldiğinde arzu nesnesine dönüşmesini çarpıcı şekilde gösteriyor. Bu şekilde hem haz sinemasını hem de seyirciyi ahlaki bir sorgulamaya itiyor.

Sinema fark edilmemeye ve dolayısıyla seyirciyi rahatsız etmemeye dayanıyor, bunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak filmde, izlenen kişinin bunu fark edip doğrudan kameraya bakması tüm bu rahatlığı bozuyor ve sinema tarihinde belki de en ilginç gerilimi yaratıyor. Rahat koltuğunuzda film izlerken bir anda onların sizi fark ettiklerini bir hayal edin. Filmde, ardından gelen monolog da güzel bir eleştiri içeriyor aslında ama bundan sonrası spoiler olduğu için bunu geçiyorum.

Çekim teknikleri ve kurgusu ise gerçekten sinemayı değiştiren bir yönetmenin elinden çıktığını belli ediyor. Karakter ile özdeşleşmenin oldukça kolay olması da bunun bir göstergesi zaten.  Oyunculuklar açısından harikalar yaratılmasa da performansların tatmin edici olduğunu söyleyebilirim. Görüntü konusuna gelirsek evet bu oldukça eski bir film fakat restore edilmiş versiyonu tüm ön yargılarınızı haksız çıkaracak kadar başarılı. Bu yüzden sırf eski diye izlemezlik etmeyin.

Tüm bunları toplarsak Hitchcock, Hollywood tekelindeki haz sinemasını ve ondan röntgencilik benzeri bir zevk alan seyirciyi mükemmel şekilde eleştiriyor. Bunu yaparken açıları ve kurgusu ile sizi baş rol haline getiriyor. Normal bir gözle oldukça düz izlendiğinde 8 puan verilebilir ancak yukarıda anlattıklarımın farkına vardığınızda bir anda puanı yükseliyor. Benim bu filme puanım 9 buçuktan 10.

 

dfzh_portfolio_color

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s