A QUIET PLACE

2 çocuklu bir aile her türlü gürültüden uzakta sessiz bir yaşam sürmektedir. Öyle ki ses çıkarmamak için sadece işaret diliyle iletişim kurmaktadırlar ve her patikaya kum dökmektedirler. Bir gün ailenin küçük çocuğu elindeki oyuncağın sesini yanlışlıkla açınca tüm  bu zaman boyunca korudukları sessizlik bozulur ve korktukları şey onları bulur. Sessizliği bozmanın bedelini oldukça ağır bir şekilde ödeyeceklerdir…

Evet açıklama kısmı biraz bilmece gibi oldu farkındayım fakat hala okuyorsanız ilginizi çekmiştir ve ben de amacıma ulaşmışımdır. Böyle yazmamın sebebi, filmin de aynı bu şekilde ortadan başlaması ve olayları daha sonra açıklaması. Dolayısıyla bu filmi izlemeden önce hakkında konusuna dair herhangi bir şey okumamanızı tavsiye ediyorum. Etkisini bu şekilde daha da arttıracaktır. Filmin konusuna girmeyeceğim çünkü gerilimin bozulmasını istemiyorum o yüzden sadece teknik yönlerini yorumlayacağım.

Yıllardır korkutmak ya da gerilim yaratmak için ses kullanımı tekniği her zaman işe yarayan bir formülmüş gibi kullanılmaya devam ediyor. Bunu en iyi bizim üç harfli filmlerimizde görebilirsiniz. Niye cin yerine üç harfli yazdım diyebilirsiniz ancak benim üç harfliden kastım o değil (Anlayan anladı 🙂 ). Bu filmler ses kullanımını öyle abarttı ki neredeyse her sahnede üstümüzden bir uçak geçiyor. Bunun korkutucu olabildiğini kabul ediyorum ancak artık sadece kafa ağrıtmaya başladı. Sessiz Bir Yer filminin beni etkileyen orijinal yönü ise bu gerilimi tamamen sessizlik ile sağlaması.

Film boyunca diyaloglar oldukça az tutulmuş ve gerçekten ses neredeyse yok gibi. Ancak korktukları şeye tanık olduğunuzda onlarla empati kurmaya başlıyorsunuz ve ses çıkartabilecek en hafif şey sizi germeye başlıyor. İşte bu, filmi neden izlemeniz gerektiğinin sebebi. Küçük bir oyuncağın, raf ucunda duran bir kutunun ya da sadece bir çivinin izleyeni gerçekten germesi bence oldukça büyük bir başarı. Korkunca bağırmak ya da koşmak en kolay şeylerdir, en zoru ise sessizce durmaya çalışmaktır. Baştan sona bunun üzerine kurulmuş olan film aynı zamanda sizi de sessiz olmaya itiyor ve korksanız bile kendinizi tutmak zorunda hissediyorsunuz. Dolayısıyla gerilme katsayınız da artıyor. 

Aynı zamanda ailenin babasını oynayan John Krasisnski bu filmde ilk yönetmenlik tecrübesini yaşıyor ve bence sağlam bir şekilde altından kalkıyor. Oyunculuk kısmında da bu kalitesini düşürmüyor ve bir tebriği hak ediyor. Baş rolü karısı Emily Blunt ile paylaşması da küçük ama bence güzel bir detay. Sonuçta mutlu kalabilen çiftlerin ortak projelerini izlemek artık zorlaştı. Onları bu şekilde izlemek gerçekten zevkli ve karşılıklı performansları da daha gerçekçi. Çocukların oyunculukları ise filmin kalitesi düşürmeyecek kadar iyi diyebilirim. 

Kısacası, herhangi küçücük bir sesin hatta ses çıkarma potansiyeline sahip bir şeyin bile sizi germeyi başarabildi oldukça başarılı bir film. Gerilim duygusunu sessizce size aktarabilen bu yapımı mutlaka izleyin. Benim puanım 8,5.

*Filmi çok sessiz bir  ortamda izlerseniz  en iyi zevki alırsınız.

⇓Fragman⇓

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s