STALKER

Bambaşka bir gerçeklikte farklı bir zamanda ve isimsiz bir ülkede, dev bir gök taşı düştüğü yerdeki yaşamı altüst etmiş ve Zone (bölge) adında gizemli bir alan oluşturmuştur. Zaman içerisinde bu alana gidenler geri dönmemiş ve Zone tecrit altına alınmıştır. Bunun üzerine orada insanların tüm dileklerinin gerçekleştiğine dair söylentiler yayılmaya başlamıştır.

Oraya sadece Stalker (iz sürücü) adı verilen belirli kişiler girip çıkabilmekte ve insanlara rehberlik edebilmektedirler. Merkeze girmediği için geri dönebilen iz sürücülerden biri ailesinin itirazlarına rağmen başka bir işi kabul eder. Bu yeni yolculukta bir bilim adamına ve bir yazara merkeze kadar eşlik edecektir. Fakat aslında bu onların değil tüm insanlığın içsel sorunlarının yansımasıdır…

En başından uyarımı yapmak istiyorum; bu film bilim kurgu gibi görünse de aslında sağlam bir felsefe filmidir ve işlenişi son derece yavaştır. Bu yüzden felsefi derinliğe inerken “ben az uyuyayım siz devam edin” diyecekseniz en baştan izlememeniz daha iyi olur. Çünkü film yavaş da olsa özümsenerek okunması gereken bir yapıya sahip. Filmdeki metaforlar da çeşitli yerlere çekilebilir olduğu için herkesin çıkarımı farklı olabilir.

Yapım başından sonuna kadar bir metafor ağı ile şekilleniyor diyebilirim. Kimsenin ismi olmadığı gibi herkes de bir düşünceyi ya da olguyu sembolize ediyor. Yazar ve profesörün sanat ile bilimi temsil ettiği son derece açık bu bir spoiler değil fakat asıl dikkat edilmesi gereken Stalker yani iz sürücü. Yapılan bu yolculuğu insanların içsel sorgulamasına çekebileceğiniz gibi medeniyetin ilerleyişine de çekebilirsiniz. Bu iki metaforun da film boyunca işe yaradığını göreceksiniz fakat bunların içinde iz sürücünün yerini bulmak size kalıyor.

İz sürücünün filmdeki yapısının karşılığı medeniyetin ilerlemesindeki temel itki olan felsefe mi yoksa içsel yolculuktaki inanç mı, hangisinin temel alındığı size göre değişebilir. Genel kanıya göre ise inancın etkisi kabul görse de bana göre ikisinin de sağlam bir sorgulamasına ulaşılabildiği için filmi izlerken çok yönlü çıkarımlarda bulunmak daha etkili olacaktır. Ayrıca Sovyet döneminin ve modernitenin eleştirisi de dikkatli izlendiğinde etkileşimli olarak yakalanabilir. Burada söylediklerim spoiler gibi gelebilir ya da kafa karıştırıcı gözükebilir lakin bunlar filmi izlerken yerlerine oturacak temellerden başka bir şey değil. Eğer bahsettiklerim kafanızda iken izlerseniz bu ağır filmin etkisine siz de kapılabilirsiniz yeter ki sembollerin anlamlarına kafa yorun. 

Görselliğe gelirsek oldukça eski ve az bütçeli olduğu bir gerçek fakat bu etkileyiciliğini pek de azaltmıyor. Aksine set için kullanılan yapılar gerçek olduğu için dönemin yapısına dair sağlam eleştirilere de kapı açıyor. Bölgenin içinde ve dışındaki renk geçişleri ise ayrıca dikkat edilmesi gereken bir konu. Renksiz başlayan yapım bölgeye girilmesi ile renkli bir hale geliyor bu da insanın adeta gözüne sokulan bir metafor. Bunun yanında atmosferi yapıya uygun olarak son derece iç karartıcı. Bu da umutsuzluğu başarı ile yansıtmasını sağlıyor aslında. 

Yani kısacası Stalker, anlaması ve izlemesi son derece zor olsa da felsefi derinliği size bağlı olarak artan harika bir Tarkovski filmi. Eğer kendinizi yeterli görüyorsanız kesinlikle izlemelisiniz. Benim puanım 10.

⇓Kısa Bir Parça⇓

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s