ONE PUNCH MAN

Sıradan bir hayat süren Saitama, yaşadığı bir olaydan sonra süper kahraman olmaya karar verir ve 3 yıllık sıkı çalışmanın ardından büyük bir güce kavuşur. Öyle ki bu güç ile karşısına çıkan tüm canavarları tek yumrukla yere serebilmektedir. Fakat bu gücün sonunda ona getirdiği tek şey can sıkıntısı olur. Artık hiçbir şey hissedememeye başlayan Saitama, birinin ona karşı koyabilmesini istemektedir. Çünkü ancak bu şekilde tekrar kahraman gibi hissedebilecektir.  

Onun bu efsanevi gücüne tanık olan Genos, kendisini çırak olarak yanına almasını ister ve ardından yeni yükselmeye başlayan Kahramanlar Organizasyonu’na katılmaya karar verirler. Böylece Saitama’nın sıkıcı hayatında bir macera başlar…

Öncelikle şunu hayal edin; bir oyunda karakteriniz açık ara en güçlü konuma geldi, yenemediğiniz kimse kalmadı ve ilerleyecek yer kalmadığı için aynı bölümde mahsur kaldınız, artık bu oyunu sıkılmadan oynayabilir misiniz?

İşte Saitama tam da bu sorunun cevabı diyebilirim. En güçlü konuma gelmiş, yapmak istediğini yapmış ve artık amacı kalmamış. Bu amaçsızlık da onun hayatını son derece sıkıcı bir hale getirmiş. Bu yönü ile kesinlikle bir shounen olmadığını kanıtlıyor. Yani vurdulu kırdılı, arkadaşlık ve sevgi temalı, macera mangalarından biri değil. Daha ziyade sorgulayıcı ve düşündürücü olduğunu söyleyebilirim. “Biraz değişik süper kahraman senaryosu işte ne kadar derin olabilir ki” diye sorabilirsiniz fakat dikkatli bakıldığında oldukça ilginç yönleri açığa çıkıyor.

giphy

Tek yumruk olayına dikkatli bakarsak, sayfalarca süren dövüşlerle geçen “süper kahraman” klişesine direk karşı çıktığı görülebilir. Ayrıca kahramanımız sürekli zorluklarla karşılaşıp kendini geliştirmeye çalışmıyor. Daha da önemlisi bunu hobi olarak yaptığını söylediği için hiç Superman tarzı adalet konuşması da yok. Yani kısacası standart süper kahraman fikrine ve olay örgüsüne karşı çıkıyor. Bunu yaparken de parodiler ve göndermeler de bolca kullanılıyor. Bir de spoiler vermeden şunu söylemeliyim; daha sonra ortaya çıkan bir karakter “süper kötü” kavramına bambaşka bir açıdan bakmamızı sağlıyor bu da madalyonun diğer yüzünü unutmadıkları anlamına geliyor.

Konusunu bu şekilde açıklamak istedim çünkü beklentilerinizi ona göre ayarlamanız bu manga açısından faydalı olacaktır. Bunların yanında çizimlerine de kısaca değineceğim. Öncelikle bu manga önceleri One tarafından çizilen bir web-comic olarak yayınlanıyordu. İnternetten yayınlanan orijinali, çizim açısından nispeten kaliteli değildi. Fakat daha sonra başka bir mangaka tarafından çizimleri yenilendi ve bana göre mükemmel bir hale geldi. Bu sayede de popülerliğini oldukça arttırdı. Yani Saitama’nın ifadesizliği haricinde çizimleri gerçekten tatmin edici, bundan emin olabilirsiniz. Gerçi onun ifadesi de başka bir hikaye.

Kısacası bu manga belli bir türe karşı çıkan onu alaya alan harika bir yapım. Bu alay ve mizah arasında oldukça sağlam sorgulamalara yer vermesi de ne kadar orijinal olduğunun bir diğer kanıtı. Eğer izlemek isterseniz ilk sezonu yayınlanmış bir animesi de var fakat ben mangayı daha çok tavsiye ediyorum. Puanım 9.

ok-300x225

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s