MADE IN ABYSS

Dünyada keşfedilmemiş son yer olan Abyss, derinliği tam olarak bilinmeyen, canavarlarla ve gizemlerle dolu bir çukurdur. Zaman içinde bu gizemi keşfetmek için onun içine dalan kaşiflere mağara akıncısı adı verilmiş ve pek çoğu da geri dönememiştir. Bu yüzden akıncılar çeşitli renkteki düdükler ile ayrılarak belirli katmanlara gitmeleri yasaklanmıştır.

Böyle bir çevrede kırmızı düdüğüyle kaşif olma hayalleri kuran Riko, daha küçük bir çocuktur ve yolun başındadır. Fakat gitmesine izin verilen ilk katmanda şansının (ya da bambaşka bir şeyin) yardımı ile bir robot olan Reg ile karşılaşır. Onu kendi yetimhanesine getirir fakat bu daha başlangıçtır. Ardından çukurdan bir haber balonu yükselir ve Riko’nun annesi olan efsanevi beyaz düdüklü Lyza’dan mesajlar getirir. Ayrıca düdüğü de bunun içindedir ve dolayısıyla herkes onun öldüğünü düşünür. Riko ile Reg, bunun üzerine kendi geçmişlerini ve Abyss’in gizemlerini keşfetmek için kaçarak büyük bir maceraya atılırlar.

 

 

Evet konu kısmında kendi rekorumu kırmış olabilirim kabul ediyorum. Fakat hikayenin yanında altyapıyı  da vermek zorundaydım çünkü sadece uzaktan bakan insanlar bunun çocuklara hitap eden sevimli bir anime olduğunu düşünebilirler. Oysa ki durum aslında bundan oldukça farklı. Sadece ilk 3 bölümü izleyin bundan sonra zaten kendinizi Abyss’in derinliklerine bırakacaksınız eminim. 

Öncelikle şunu söylemeliyim ki animede çukurdan ilk bir kaç bölümden sonra derinlemesine bahsedilmeye başlıyor. Yuvarlak yüzlü sevimli karakterlerle ilk bölümlerde sakin ve güzel bir havası var fakat daha sonra bu atmosferi giderek değişiyor. Animenin en etkileyici kısımlarından biri de bu; onlar derine indikçe her şey kararmaya başlarken psikolojisi de ağırlaşıyor. Animenin çukur ile olan bu özdeşimi beni gerçekten etkiledi. Öyle ki uzun olan son bölümde sizi rahatsız edebilir ve gözlerinizin dolmasına sebep olabilir, benden söylemesi. Yani bu seri öyle gözüktüğü gibi pek kolay değil.

Sevimli karakterlerin yanında birbirleri ile olan ilişkileri ve rahatsız edici olabilen atmosferi Fullmetal Alchemist Brotherhood benzeri bir etki bırakıyor üzerinizde. Geçmişin belirsizliği ile çukurun gizemli havası ise merak unsurunu sürekli canlı tutuyor. Bir kere merak edince bitirene kadar devam etmek isteyeceğinizden eminim.

 

 

Bunların yanında bir de arka plan ve canavar çizimleri var ki tam bir görsel şölen diyebilirim. Bilenler bilir, arka plan denince Mushisi denen sağlam bir yapım vardır. İşte Made in Abyss onun bile ötesine geçebilecek bir potansiyele sahip. Böyle bir görselliğin içine CGI kullanılmadan elle çizilmiş Miyazaki tipi canavarları da ekleyince hemen her yönü ile mükemmele yakın bir yapım ortaya çıkmış. Yani karakter çizimlerine ön yargı ile yaklaşabilirsiniz belki ama görsel yönden hiçbir çekinceniz olmasın kesinlikle beğeneceksiniz.

En başta da dediğim gibi kapağına bakıp Grimm masalları sanabilirsiniz ama bu anime Jules Verne ile Tolkien karışımı bir dünyanın kapılarını aralıyor. Hem macera hem de fantastik unsurları tam dozajında kullanılmış. Son bölümü izlediğinizde sonraki sezonun bundan daha da karanlık geçeceği de anlaşılıyor.

Ayrıca mangası şuan devam ediyor, animenin de ikinci sezonu fazla uzatmadan gelecektir bundan eminim. Zaten sezon onayını daha ilk bölümlerde aldı. Yani kısacası bu yılın belki de en iyisi olan bu seriyi mutlaka izlemenizi tavsiye ediyorum. Benim puanım 9,5. Şimdilik…

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s