LAWRENCE OF ARABIA

T. E. Lawrence, Kuzey Afrika’da İngiliz ordusunun istihbarat bölümünde, harita kısmında görevlendirilmiş bir casustur.Bulunduğu yerden ve görevinden oldukça sıkılmış olan Lawrence, bugünkü Arabistan çöllerinde bir araştırma görevi teklif edilince bunu hemen kabul eder. Bölgeyi ve arap kabilelerini gözlemlemek için gider fakat Prens Feisal ile kurduğu yakınlık sayesinde bu kabilelerin içlerine kadar girer. Sonrasında onları Türkler’e karşı kışkırtmak için birleştirmeye ve bir ordu haline getirmeye karar verir. Bu hareketiyle hem bölünmüş kabileleri bir bütün haline getirip Arap milliyetçiliğini yaratmaya çalışmış hem de onları cephede kullanarak bölgedeki Türk hakimiyetini azaltmıştır…

Öncelikle bu filmi propaganda diyerek kestirip atanlara takılmayın. Evet bir savaş ve aynı zamanda da İngiliz filmi, bu yüzden de kendi milliyetçiliklerini tabi ki üstün gösterecekler. Türkler hakkında söylediklerine gelirsek şunun altını çizmek gerekir; bu bir film, tarih dersi değil. Tarihi tutarsızlıklar göze çarpıyor fakat tekrarlıyorum burada asıl amaç tarih değil, tarih kisvesinde politika. Sanki kendi tarihi filmlerimizde kendimizi yüceltmiyormuşuz gibi, bizi kötü göstermişler şeklinde fakir edebiyatı yapmak oldukça saçma ve gereksiz. Hiç kaliteli film çıkaramayıp üstüne de bu şekilde davranmak standart Türk tepkisidir, geri kalmışlığın ve (inatla) ilerleyememenin sembolüdür. Kısacası geçmişte yaşamayı acilen bırakmalıyız. 🙂 Bu yükü de attıktan sonra asıl yapılması gerekene, yani bunu bir “film” olarak değerlendirmeye geçiyorum.

Film oldukça kalabalık bir kadro içerse de bana göre burada asıl başrol çöl. Öyle ki mekan çekimleri ve kalabalık sahneleri değerlendirildiği zaman bu filme epik demek daha doğru olur. Son derece etkileyici olan müzikler de dahil edildiğinde buna sadece savaş ya da propaganda filmi demek biraz basit geliyor. Ayrıca 62 yapımı ve 3,5 saat diye sıkıcı olacak diye düşünüyorsanız da yanılıyorsunuz. Akıcılık açısından gerçekten takdir edilmesi gereken bir yapım, bu yönden kesinlikle sıkıntınız olmasın. Bunun yanında restore edilmiş versiyonundan izlerseniz eski olduğunu bile fark edeceğinizi sanmıyorum. 

Karakter ve oyunculuklara gelirsek, Lawrence haricindeki rollerin oldukça kaliteli oyuncular tarafından canlandırıldığı bir gerçek. Bunun doğal bir sonucu olarak da Alec Guinness, Anthony Quinn ve Omar Sharif gerçekten tatmin edici performanslar sergiliyor. Lawrence ise bana oyunculuk yönünden çok başarılı gözükmese de karakterinin değişimi oldukça etkileyici bir şekilde aktarılmış. Öyle ki filmin sonuna doğru kişiliğinin değişip başlangıçtaki iyi halinden ne kadar farklı olduğu kolayca fark ediliyor. Her ne kadar ben karakterini hiç sevmesem de modern gerilla savaşının ve taktiklerinin öncülerinden biri olduğu yadsınamaz. Bu özelliği de sıkça gösterilmiş. 

Kısacası tarihsel içeriği sorgulanabilir ve ciddi olarak eleştirilebilir bir yapım. Fakat bunun yanında da sinematik açıdan tarihsel epiğin en önemli temsilcilerinden biri. Teknik ve estetik yönlerdeki kalitesi de küçümsenemeyecek derecede yüksek. Bu sebepler ile, (yine fakir edebiyatı yapacaksanız bile) en azından bir defa izlemeniz gereken bir yapım. Benim puanım 8,5.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s