BLADE RUNNER 1 & 2

21. yüzyılın başında Tyrell Şirketi , robot gelişimini neredeyse insanla özdeş olan Nexus seviyesine ulaştırmıştır. Kopya olarak adlandırılan bu androidler fiziksel olarak insandan üstün ve onlar kadar zeki olarak yaratılmıştı. Fakat gezegen dışı koloni görevlerinde köle olarak kullanılan Nexus’lar , çıkan bir isyan sonucu yasa dışı ilan edilerek avlanmaya başlanır. Blade Runner adı verilen avcılar dünyaya giriş yapan tüm Nexus’ları bulunup “emekli etmek” için görevlendirilirler. Bu avcılardan biri olan Rick Deckard , son görevi sırasında bir takım gerçekleri keşfedecek ve kendi gerçekliğini sorgulamaya başlayacaktır.

Evet başlıkta 1 ve 2 dedim fakat sadece ilk filmin konusunu yazdım ama izledikten sonra anlayacaksınız ki 2. film olayın devamını anlatıyor. Yani konusuna bakmadan direk devam edebilirsiniz. Bunu açıkladığıma göre filme geçebilirim. Blade Runner çıktığı dönem göz önünde bulundurulursa bir bilim kurgu atılımı olarak nitelendirilebilir. Özellikle efektleri , sinemada yeni bir kapı açmıştır. Fakat bu kadar beğenilmesinin asıl sebebi , oldukça ilgi çekici olan konusu. Tabi bunu için de Philip K. Dick’e teşekkür etmeliyiz. Eğer okumadıysanız “Androidler Elektrikli Koyun Düşler mi?” adlı kitabını mutlaka okuyun derim çünkü filmde alt metin olarak verilen felsefe kitapta oldukça güzel anlatılıyor. Zaten hangi film , kitabından daha iyi oldu ki?

Felsefe dedim çünkü harika bir bilim kurgu olmasının yanında başarılı bir de varoluşçuluk sorgulaması bence. Seriye genel olarak bakıldığında sürekli karanlık ve bitmek bilmeyen şehir manzaralarına oldukça yer verilmiş. Geleceğin ve tanrı olmanın getirdiği hissizlik , sistemin parçası olarak yaşayan insanlar ve görülmese de sürekli hissedilen otorite harika bir şekilde yansıtılmış. Ayrıca kendi varlığını farkında olan ve varoluşunu sorgulayan robotlar , insanın tanrı olmadığı zamanlardaki haline mükemmel bir atıf. Kitabını okuyan herkes filmin bu felsefeyi de yansıtabilmesini oldukça takdir eder çünkü Dick’in kitapları genelde gerçekliği sorgulayan ve ondan şüphe duyan bir psikoz gibidir.

35 yıl sonra gelen devam filmi de bu geleneği ve kaliteyi oldukça güzel devam ettirmiş. Seyircide aynı duyguları hissettirmeyi başarıyor ve ilk filmle olan bağlantıları fark ettikçe tuhaf bir şekilde hoşunuza gidiyor. Teknik kısmına da kısaca değinirsem; genel olarak serideki oyunculuk oldukça tatmin edici diyebilirim. Dönemin şartlarını göz önünde bulundurarak iki filminde gayet başarılı efektleri var. Özellikle müzikleri ve felsefi detayları ile efsanelerin arasına girmeyi bence hak ediyor. 

Kısacası sadece bilim kurgu değil varoluşçu felsefesi ile de övgüyü hak eden bu seriyi mutlaka izleyin. Benim puanım 8,5-9 arası bir yerde. 

⇓İlk Film Fragman⇓

⇓İkinci Film Fragman⇓

One thought on “BLADE RUNNER 1 & 2

  1. Metal Kedi

    Filmlere ve esinlendikleri Philip K. Dick romanına ilişkin övgülerini paylaşıyorum. Bana göre, her iki film de uzuun makaleler ile anlatılabilecek görsel sunuma ve etkileyici hikayelere sahipler. Aralarında epey bir dönem farkı olması onları ayrı ayrı ele almayı gerektiriyor ama aynı zamanda yeni uyarlamanın eskisine bu kadar bağlı bir senaryoyla karşımıza çıkması iki filmi epey bağımlı kılıyor. Kesinlikle hayranı olduğum bu iki seçkin yapımı ele alıp yorumlarını paylaştığın için teşekkürler.

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s