BANA BİR ŞEYHLER OLUYOR

“Anlatacaklarım var! Vaaz vermek değil niyetim, duyduğumu söylemek. Söylemeye değer şeyler duyuyorum zira. Belki hayatı daha yaşanır kılmak için ya da belki sade, ama sade anlatmak için… Sen anlat dedi Tanrı bana, anlaşılsın diye değil, hiçbir mükafat istemeden anlat… Çünkü bir mükafattır artık bir anlatıcıya doğru düzgün anlaşılmak!”

Uzun süredir yapsam mı yapmasam mı diye düşündüğüm sahne performansları yazılarına Yılmaz Erdoğan tarafından yazılan yönetilen ve itina ile oynanan “Bana Bir Şeyhler Oluyor” ile başlamaya karar verdim. Konusunu kısaca; içimizden bir ailenin bu trajik dünyada yaşadığı komik ve düşündürücü hikayesi olarak tanımlayabilirim. Detaya inmem gerekirse oyun bir hapishanede başlıyor ve baş karakterimiz Hilmi olayların bu noktaya nasıl geldiğini anlatıyor.

Borsada zengin olup yaşadığı hayattan kurtulma umudu ile sabırla bekleyen Hilmi bir gün tüm parasını kaybettiğini öğrenir. Sonrasında ise kendini trajikomik bir macerada bulur. Oyun dönemin şartlarına göndermeler yapsa da izleyince şu anki durumumuza oldukça uyduğunu görebilirsiniz. İşte burada biraz düşünmemiz gerekiyor bence diyorum ve devam ediyorum.

Şahsen izlediğim en iyi tiyatro oyunlarından biri diyebilirim. Senaryosu ve komedisi gerçekten harika. Bunun yanında da bir oyuncu kadrosu var ki yıldızlar geçidi. Demet Akbağ , Yılmaz Erdoğan , Altan Erkekli , Tolga Çevik , Salih Kalyon ve daha nicelerini bu oyunda izleyebilirsiniz. Ayrıca verdiği mesajlar ve yarattığı metaforlar gerçekten zekice. Özellikle seyircilere anlatırken duvarla konuştuğunun söylenmesi harikaydı. Sanatın , sanat olduğu zamanlardan kalan bu güzel oyuna puan vermek benim ne haddime diyerek puan vermiyorum ve Hilmi’nin oyunu bitirdiği duvar metaforu ile yazımı bitiriyorum. 

maxresdefault3

“Ya gördüm neyleyim , insanlar vardı duvarın içinde. Ya ben hep duvara konuştum ya da duvar değil konuştuğum, içinde insanlar var. Nedense beni anlasın istedim içinde insan olan duvarlar. Bilmiyorum, belki de ben gerçekten delirdim onlar haklı belki de. İçinde değil duvarların insanlar sadece arasındalar…”

*Biraz daha bilgi sahibi olmanız için birkaç replik ve video ekliyorum (tamamını internetten bulup izleyebilirsiniz) ⇓

⇒ Zaman dedi Tanrı, içine atıldığımız şiddetli ve değişmez bir debisi olan azgın bir nehirdir! Ve boğulmak mutlaktır bir yerinde zamanın. İşte ölüm diye bildiğiniz şey bundan başka bir şey değildir dedi.

 ⇒ Kendi kendiyle konuşana deli diyorlar ama devamlı kendilerine kendinden bahsedenler meşhur oluyor.

⇒ Yaşamak dedi tek marifetiniz biraz özen gösterin.

⇒ Sen anlat dedi… Sen sade anlat! Umudu hatırlatsın diye umutsuzluğu, çareye yol açsın diye çaresizliği anlat… Ders verme dedi kimseye, çünkü hoca denmez öğrenmesini bitirene. Çırakları olan bir çıraktır usta, olsa olsa… Sen anlat dedi bana Tanrı, sen sade anlat…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s